İnovasyon ve Ar-Ge odaklı rekabet nasıl yapılır?

Rekabetin ön plana çıktığı günümüzde firmaların bir adım öne çıkmasını sağlayacak en önemli konulardan biri de inovasyon ve Ar-Ge odaklı çalışmalardır. Peki gerçek anlamda inovasyon nedir, Ar-Ge çalışmaları nasıl yapılır?

İnovasyon ve Ar-Ge konusunun firmalar, hatta ülkeler için rekabette farklılaştırıcı unsur olduğunun bilinmesine rağmen, Türkiye’de aslında tam anlamıyla inovasyon ve Ar-Ge uygulamalarının nasıl olacağı herkes tarafından net bir şekilde bilinmiyor. Kimileri konuya sadece finansal olarak bakmakta ve TüBİTAK veya KOSGEB’in verdiği Ar-Ge teşviklerinden yararlanmayı inovasyon ve Ar-Ge yapmak olarak görüyor. Kimileri, firma içinde fikir geliştirme veya motivasyon çalışmaları yapınca inovasyon yaptıklarını zannediyor. Kimileri piyasaya yeni bir ürün çıkartınca kendini “inovatif” bir firma olarak tanımlıyor. Bu ve bunun gibi sayılacak bir çok şey inovasyon ve Ar-Ge’nin bir parçası olabilecekken gerçekte önemli olan, yapılan çalışmaların nasıl yapıldığı, firmanın satışlarını ne kadar arttırdığı ve elbette işin sonunda rekabet gücünün ne kadar yükseldiğidir. Türkiye’de yapılan çalışmalara bu gözle bakıldığında ve dünyadaki uygulamalar ile karşılaştırıldığında gerçek anlamda inovasyon ve Ar-Ge metodolojilerinin bilinmediği, tabir-i caiz ise “göz boyamadan öteye gidilmediği” ortaya çıkıyor.

Peki Sağlıklı Ar-Ge Nasıl Yapılır?

Bugün batıda sağlıklı Ar-Ge’nin, araştırmaya dayalı Ar-Ge çalışmaları olduğu biliniyor. Yani yenilik getirilmesi düşünülen alanda mevcut patent ve teknolojilerin taranması yoluyla bir fizibilite çalışması ve akabinde yatırım yapılması doğru yaklaşımdır. örneğin bizim bir ürünümüz olan PATSİS, firmaların küresel pazarda rekabet güçlerini arttırmak için etkili ve hızlı sonuç almaya dönük inovasyon ve Ar-Ge araçları sunuyor. En önemli avantajı, firmaların rekabet güçlerini en kısa ve etkili bir şekilde arttıracak, “Dünyada etkinliği ispatlanmış inovasyon ve Ar-Ge metodolojileri” ile çalışmasıdır. Şöyle ki; Rekabet deyince birçok konu işin içine girer. Kaliteden insan kaynaklarına, yalın üretimden üretim yönetimine, finans yönetiminden, pazarlama yönetimine kadar işletmelerin içinde bir şekilde uğraştığı birçok konu rekabeti etkiler. Ancak günümüzde firmaların her konuya aynı derece önem vermeleri, önem verseler dahi etkin sonuç almaları mümkün değil. Oysa İnovasyon ve Ar-Ge doğrudan satışları arttıran ve hızlı sonuç aldıran en etkili enstrümanlardır.

Batıda firmalar, sektörleri ile ilgili dünyadaki tüm teknolojileri araştırıp, bu sonuçları yine sektörle ilgili pazar analizleri ile karşılaştırıp bir rekabet stratejisi oluşturuyor. Firma için oluşturulan rekabet stratejisini gerçekleştirebilmek için firmaların inovasyon, Ar-Ge ve yeni ürün geliştirme kapasitesi ölçülebiliyor. Firmaların daha inovatif davranabilmesi için eğitimler veriliyor, etkili inovasyon ve Ar-Ge metodolojileri kuruluyor. İnovasyon ve Ar-Ge konusunda sistem kurmak, firmanın büyüklüğüne göre değişir. örneğin büyük ölçekli firmalarda 5746 sayılı Ar-Ge kanunundan faydalanabilecek bir sistem uygun iken, küçük firmalarda “Yeni ürün Geliştirme” faaliyetlerinin ağır bastığı inovasyon takımları kuruluyor ve işletiliyor.

örneğin Destek Patent; PATSİS ürünüyle yapılan tüm çalışmaların ölçülebilir olmasına azami özen gösteriyor. Bunun için özellikle patent gibi fikrî mülkiyet hakları ile korunabilen yeniliklerin üretilmesi sağlanıyor. Buradaki amaç firmanın patentli teknolojiler üretebilecek seviyeye gelmesini sağlamaktır. Firma elbette ki yenilikler yaptıkça karşısına dünyada sektöründe iyi olan firmaların patentli teknolojileri “engel” olarak çıkacaktır. Bu durumda firmaya “herhangi bir hukuki problem olmadan patent etrafından nasıl dolaşılacağı “know how’ı veriliyor. Buradaki temel amaç patentli teknolojiler üretirken yol üzerindeki patent mayınlarını da temizlemektir. Yapılan tüm çalışmaların bir şekilde firmanın cirosuna ve şirket kârlılığına etki etmesi arzu edilerek gerçekleştiriliyor.

Ar-Ge Neden önemlidir?

Bu sorunun cevabını herkes aslında çok iyi biliyor. Kullandığımız bilgisayarlar, cep telefonları, otomobiller, televizyonlar ve diğer tüm teknolojik araçlara baktığımızda her gün yeni bir model karşımıza çıkıyor ve bizi cezp ediyor. 30 yıl öncesinde cep telefonu yokken, bugün tüm işlerimizi cep telefonu ile halletmeye başladık! Bu ürünleri yapan firmalar da elbette birbirlerini geçebilmek için birçok silah kullanıyor. çünkü rekabet artık bir savaş haline geldi. Kim en iyi silahı kullanırsa o kazançlı çıkıyor.

Bizlere cep telefonu, otomobil, televizyon vb. satmaya çalışan firmalar da Ar-Ge adı verilen rekabet silahını kullanarak, her gün yeni bir modeli, bizim hayır diyemeyeceğimiz yeni bir modeli piyasaya sürüyor ve bizim gönlümüzün rızasıyla paramızı alıp zenginleşiyor. Bu durum sadece son kullanıcıları ilgilendiren ürünler için değil, aklımıza gelen her türlü ürün ve hizmet için geçerli. İnşaat makinelerinden gemilere, ilaçtan kozmetiğe, tekstilden mobilyaya, bankacılıktan televizyon hizmetlerine, eğitimden interneti hizmetlerine kadar aklımıza gelen her türlü ürün için Ar-Ge geçerli ve etkili. Kimi ürünlerde Ar-Ge teknolojik yoğunlukludur, kimi ürünlerde ise bu azdır. Ama hepsinde Ar-Ge vardır.

En başta dediğimiz temel konu olan “rekabet” konusuna gelirsek; Dünya her gün biraz daha küreselleşmektedir. Bunu ülkemize gelen yabancı banka sayısının artmasında veya çin kökenli, Tayvan kökenli, Hindistan kökenli, Avrupa veya Amerika kökenli ürünlerin artmasından veya dünyanın birçok ülkesine ihracata yapan firmalarımızın sayısının artmasından çok net bir şekilde görüyoruz. Bizler bir yerlere bir şeyler satmaya çalıştığımız gibi, birileri de bizlere bir şeyler satmaya çalışıyor. İşte bu koşuşturmada firmalar her gün daha fazla ürün ve hizmet satmak ve para kazanmak için çeşitli araçlar kullanıyor. Kimileri vergilerini düşürüp işletmelerin maliyetlerini düşürüyor, kimileri zaten düşük işçilik ücretlerine sahip olarak bunu rekabet enstrümanı olarak kullanıyor, kimi üretim yeteneğini, kimi lojistiğini, kimi ise bilgisini kullanıyor. Bugün gelişmiş ülkeler dediğimiz Amerika, Avrupa, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler maliyet esaslı rekabetten ziyade bilgiye dayalı rekabeti bir strateji olarak kullanılıyor. çin ise hem maliyet esaslı rekabeti, hem de bilgiyi elinde tutuyor. Dünyadaki patent başvuru sayılarına bakıldığında çin’in dördüncü sırada olması, uzaya insan gönderebilmesi bunun en önemli ispatı. Bilgiye dayalı rekabetin en önemli aracı ise Ar-Ge’dir. Ar-Ge bu nedenle önemli bir rekabet silahıdır. Bu noktada önemli veriler söz konusu. Bir sonraki yazımızda, dünyada ve Türkiye’de Ar-Ge’nin yerini, karşılaştırmalı veriler ile inceleyeceğiz.

Güzel günler dileklerimle…
yamankaradeniz@turcomoney.com

1 Yorum

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  • Avatar
    Necati Doğrubakan
    27 Şubat 2011 11:36 -

    Bu paylaşım için çok teşekkür ederim.Sabahımı şereflendirdirniz…

  • Site Haritası