Son Haberler

“Ömür boyu Başbakan olsan ne yazar?”

Bunu biz söylemiyoruz.

Kim söylüyor?

Saadet Partisi GİK üyesi Fatih Erbakan söylüyor…

İzmir’de Konak İlçe Kongresi’nde yaklaşık 800 partiliye konuşma yapan Fatih Erbakan, AKP iktidarına ve Başbakan Erdoğan’a yönelik olarak neler söylemiş, birlikte okuyalım:

“Anadolu’yu gezerken ’Biz inançlı insanların sorunlarını çözeceğiz.

İnançlı Müslümanların teminatı biziz’ dediler.

Anadolu’yu karış karış gezip bunu anlattılar ama iktidara gelince ’Başörtüsü bu ülkede ancak yüzde 2.5’in problemidir’ dediler.

15 yaşından küçük çocuğa Kuran öğretmeyi suç saydılar.

Zinayı suç olmaktan çıkardılar.

Yıllarca mecliste çoğunlukta olmalarına rağmen, imam hatipli olmalarına rağmen, imam hatiplerin orta kısımlarının açılması ve eski durumlarına getirilmesi için adım atmadılar.

Anadolu’da kilise tadilatlarına ağırlık verdiler.

İçlerinde bulundukları acınacak durum budur.

Misyonerlerin ve patrikhanenin sorunlarını çözdüler.

Gömleği çıkarmanın, Milli Görüş’ten kopmanın insanı ne hale getirdiği, ne büyük felaketlere yol açtığı ortaya çıkıyor.

Allah bizi bu duruma düşürmesin.

İnsan bu duruma düştükten sonra ömür boyu Başbakan olsa ne yazar, ömür boyu cumhurbaşkanı olsa ne yazar.”

“ülkemizde işbirlikçi bir iktidar var.

Milli Görüş gömleğini çıkartıp eski günlerini unutan, İsrail ve ABD emirleri doğrultusunda hareket eden bir iktidar.

Dolar milyarderlerinin sayısını arttırdılar, emekliye düşük zam verdiler.

Gelir dağılımı uçurumunu daha da arttırdılar.

Faiz mikrobu ile verginin çoğunu dar kesimden alarak belli bir zümreye kredi, imkan ve ihale vererek zengini zengin fakiri fakir yaptılar.

Fakir fukara edebiyatı yaparak halkı ezdiler.

Milletimiz tüketici kredilerine ve kredi kartlarına yöneldi.

2002 yılında vatandaşların tüketici kredisi ve kredi kartı borcu 2.2 milyar dolarken bugün 100 milyar doların üzerine çıktı.

50 kat arttı. 2002 yılında kişi başına bireysel borç 3 bin dolarken bugün 15 bin dolara çıktı.

Fakirin iktidarı olmadıklarını, mutlu azınlığın ve zenginliğin iktidarı olduklarını gösterdiler.

Devlet bütçesinden yerli rantiyeye ve dış güçlere 362 milyar lira verilirken, vatan evladı 72 milyon insan için yapılan sosyal harcama 42 milyar lira oldu. Memleket evladına bir verirken faize ve yabancılara dokuz verdiler.

Devletin resmi rakamlarına göre 5 milyon işsiz var.

Gerçek işsizlik rakamı çok daha yüksek.

Bunu kabul etsek bile aileleriyle 20 milyon insan eder.” (Haber1.com – 23 Ocak 2011)

***

Evet bunları biz söylemiyoruz.

Milli Görüş gömleğini çıkardık, diye kamuoyuna açıklama yapan AKP lideri Başbakan Tayyip Erdoğan’a yönelik olarak, Milli Görüş’ün yaratıcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın oğlu SP GİK üyesi Fatih Erbakan söylüyor…

Bunları biz yazsaydık, AKP iktidarına entegre olmuş, militanlaşmış, malum cemaatin üyeleri olduğu şüphe götürmez olan takım; hemen koro halinde bizi suçlamaya başlarlardı. Ne solculuğumuz, ne Kemalistliğimiz, ne de iktidar düşmanlığımız kalırdı.

Oysa akıl, sağduyu, objektiflik, AKP iktidarı adına Fatih Erbakan’ın dile getirdiklerini söylemeyi ve iddia etmeyi gerektiriyor… Durum bu kadar açık…

***

“Yıllardır kabile düzeni, aşiretçi törecilik, yandaşlık ve dinsel köktencilik belalarından muzdarip bu toplum, adeta uykuda yürüyerek şeriata doğru gidiyor. Rüşvet ve çıkarcılığın politik bünyesinin içine işlemiş ve sosyal adaleti yok olmuş, şirketleri çıkarcılar ağıyla sarılmış, yöneten kesiminin utanmaksızın ve arlanmaksızın ülkenin miraslarını çaldığı sosyal ve ekonomik yapısını yozlaştırdığı bir ülkenin geleceğinin kara bulutlar altında olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz herhalde.” (Sedat Sami – Sessiz kapitülasyonlar, Cehennemin Azabına Giden Yol – Karınca yay. Syf:11)

Sevgili okurlar…

ülkemiz adına her yaşanan ve yaşanacak olan kader değildir.

çoğu zaman, milletler kaderlerini kendileri yaratırlar.

Demokrasi ve hukuk kuralları ile başa gelmiş her iktidarın; her zaman demokrasi ve hukuka dayalı olarak çizgisini sürdürdüğünü iddia etmek, abesle iştigaldir… Bu durum, dünyada her ülke için geçerli bir tarihi gerçektir.

***

Kuzey Afrika devletlerinde yaşanan son olayları ibretle izliyoruz. Tunus’la başlayan halk hareketi, Cezayir, Yemen, Arnavutluk gibi ülkelerde de kendini göstermeye başladı. Devamı da gelecek gibi görünüyor…

Oysa halkı baş kaldırılan bu ülkelerin iktidarları, demokrasinin ve hukukun gereği olarak sözde seçimle başa gelmiş yönetimlerdi. Güçlü bir iktidar olarak seçimle başa gelen yönetimlerin zamanla ne duruma geldiğini ibretle görüyor ve yaşıyoruz…

“Alman ordusunun (Wehrmacht) generalleri 1930 yıllarının sonlarına doğru, hukuki ve demokratik yollardan iktidara gelmiş bir rejimi hukuk dışı yollara başvurup durdurmak cesaretini ve akıllılığını göstermiş olsalardı, acaba tarihin hükmü ne olurdu?” (Sessiz Kapitülasyonlar – syf: 188)

***

Tabi ki her zaman demokrasiyi ve hukuk kurallarını savunuyor, ülkemiz ve milletimiz kaderinde, Hitler benzeri bir talihsizliğin yaşanmamasını temenni ediyoruz.

Cumhuriyetimizin, laik demokrat rejimimizin, Atatürk ilkelerine dayalı temel esaslara oturmuş olarak, vatansever ve emin ellerde sonsuza değin yaşaması tek emelimiz ve amacımız olmalı…

Eğer Cumhuriyetimize ve çağdaş ülke olma yolunda ki azim ve kararlılığımıza yönelik tehlikeler zuhur ederse; bu gidişatın yine demokrasi ve hukuk kurallarına bağlı olarak, halkımızın sağduyusu ve basireti ile önlenmesi yegane temennimizdir.

Allah bu yoldan başka çözüme başvurulması çaresizlik ve zorunluluğundan, milletimizi korusun!..

BURHAN öZBEY

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası