Son Haberler

Sebze meyvedeki tehlikeyi durduralım

Kimyasal ilaçlardan arındırılmış, hormonsuz sebze-meyve tüketimi insan sağlığını ciddi şekilde etkiliyor. Peki neden eski günlerdeki gibi kokusu, tadı olan sebze-meyveler yetişmiyor?

Kendi kendime 1950’li yılları gözler önüne getirir, o zamanki meyvelerin, sebzelerin yetişme, yetiştirme anlarını düşünür, “o günler ne kadar da güzeldi, tatları bambaşkaydı” der, birilerine bunları anlatma isteği duyardım. Dedemin bahçesi küçük ilçemiz Mucur’un en güzel bahçelerinden birisiydi. Oranın iklim şartları içinde yetişen her türlü meyve vardı. Ayrı cins meyvelerin, olgunlaşma zamanı da farklıydı. Hangi zamanda gitsek mutlaka o zamana ait bir meyve bulur afiyetle yerdik. Bir ağacın altına oturup kuşların, meyvelere zarar verecek kurtları yerken ötüşlerini, daldan dala uçuşlarını seyretmek çok güzel ve hoştu.

Bahçemizde sebzelerin bulunduğu yerde; domatesin, salatalığın koparılması anında hissedilen kokuyu, o sebzenin lezzetini duymanın, tatmanın özlemi bambaşkaydı. O tarihlerde her aile küçük de olsa sahip olduğu arazide herhangi bir meyve ağacı yetiştirir, bir kısım yerde de mutlaka ana sebzelerden domates, patates, fasulye, mısır, salatalık ekilir yiyecekler temin edilirdi. Bu arada hiç tarım ilacı kullanılmazdı. Satılmazdı da, meyve ve sebzelere zarar veren kurtçukları yine bir başka hayvan yok ederdi. Onlarda yaşamalarını böyle idame ettirirlerdi. Her bahçe cıvıl cıvıl seslerle çınlardı.

O zamanlar, bu şartlarda yaşayan insanlar belki çok zengin değillerdi ama mutluydular. Kışlık meyve ve sebzelerini ambarlarına attılar mı onlardan rahat kimseler yoktu. Bir ineğiyle, üç keçisiyle her türlü peynirlerini, yağını, yoğurduğu temin eder, bir kısmını da paraya çevirirlerdi.

Hele hele sebze bahçesinden topladıklarını akşam heybesinden döktüğünde içinden mısır, domates, fasulye, salatalık, soğan, nohut, vs döküldüğünde bambaşka zevk alırdı insanlar. Mis gibi korkardı, bahçeden gelen mahsuller.

Peki yıllar sonra ne oldu da artık bu güzellikler yaşanmıyor. Bizler yaşlandık yoksa bu sebzeler, meyveler tatlarını kokularını mı kaybetti! Bahçelerde neden artık o küçük kuşlar yok! Neden çok yüksek ağaçların tepesine yuva yapan, fırsat buldukça tavukların, civcivlerini kaçıran çaylaklar yok! Tilkiler, yılanlar, leylekler neden yok denecek kadar azaldı?

Ne oldu? Amerika başta olmak üzere tarım ilaçları üretip, bizlere sattılar. Bilir bilmez bazı yeteneksiz idareciler bu ilaçlara destek verdi. Bu ilaçlar köylere girdi. Tarla farelerinin yuvalarına kondu. Bu ilaçla ölen fareleri, yılanlar, tilkiler yediler onlar zehirlenerek öldüler, bu zehirli ölüleri yiyen hayvanlar da öldü. Bahçelerde kuş sesleri azaldı. Doğal denge bozuldu. Devamlı ilaç kullanılmaya başlandı. Tarım ilaçlarının bedeli yükseldikçe yükseldi ve ithalat kalemleri arasındaki yerini aldı. Ekonomik zararlar yanında, insana olan zararları yıllar sonra anlaşıldı. Hormonsuz, ilaçsız doğal sebze ve meyveye dönüş başladı ama hiçbirşey artık eskisi gibi değildi. Keza sebze yetiştirmek için suni gübre yerine hayvan gübresi kullanan insanlar artık tembelleşmişti. Kaza ve köylerde bahçeler, tarlalar boş kalmıştı, çoğu insan sera mahsulüne koşmuştu. Taze üzüm, domates, biber artık yetişmiyordu. Her gün sera mahsulü sebzeler yeniyordu. Büyük şehirde, kocaman bahçeli villalara (ufacık bir yerine de olsa) maydanoz, roka, dereotu ekilmesi aşağılık kabul ediliyor, heryer çimle donatılıyor, bir demet nane için manava koşuluyordu.

İyi ama bu çıkmazdan kurtuluş nasıl gerçekleşecek? öncelikle üretildiği ülkelerde bile kullanılmayan “tarım ilaçları” nın satışı yasaklanacak veya bu ilaçların kullanılmaması için çok etkili kampanyalar açılacak. Ayrıca bahçelere ve boş arazilere sebze ve meyve üretimini sağlayacak teşvikler verilecek.

İnsanların evlerinin önünde arkasında bulunan bahçelerde yine yeşilliği sağlayan sebze ekiminin aşağılık olmadığı, kırk santim çapındaki bir saksıdaki nanenin yıllarca ihtiyacı karşıladığı, baharın üç saksıdaki biberin yaz boyu yeteceği medya yoluyla anlatılacak ve insanlar ikna edilecek.

Sağlıklı tarımsal üretimin önünü açacak bu durum hem ihracatı artıracak, hem zehirli kimyasal tarım ilaçlarına ödenen büyük bedellerin ekonomiye kazandırılmasını sağlayacak. Bu çözüm hem sağlığımıza, hem kesemize, hem de ülkemize büyük katkı sunacak. Bu çözümün hayata geçirilmesinde hanımların rol üstlenmesi özellikle önemli olacaktır.

M. Zeki SAYIN
Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası