Son Haberler

Türkiye`de profesyonel futbolun politik iktisadı

ülkemizde, marka değeri zayıflayan futbol yapısal ekonomik sorunlarla boğuşuyor. Peki problemlerin başlıca kaynakları nelerdir, ne tür tedbirler alınabilir?

2014 yılının futbol açısından en heyecanlı olayı olan Dünya Kupası Almanya’nın spektaküler başarısıyla tamamlanınca gözler tekrar yurtiçine döndü. Ağustos sıcağında oynanacak ilk maçlarla birlikte Türkiye’de futbol kendine has temposuna kavuşacak. Ancak artık pek kimsenin telaffuz etmek istemediği marka değeri iyice zayıflayan futbolumuzun yapısal ekonomik sorunlarla boğuşmakta olduğuysa ne yazık ki futbol kamuoyunun gündeminde pek de yer bulamıyor. ülkemiz futbolunun yapısal ekonomik sorunlarını başlıklar itibariyle sıralamak gerekirse şu noktalar öne çıkıyor:

1) Bütçe açıkları: Türkiye’de profesyonel futbol kulüpleri geleneksel olarak gelirleriyle giderlerini karşılayamamaktadırlar. Sürekli bütçe açığı vermeleri nedeniyle kulüpler bazen parasal kaynaklarını kullandırdığını iddia eden yöneticilere, bazen de finansal borçlara başvurarak zaman kazanmaya çalışmaktadırlar. Ancak özellikle UEFA’nın finansal fair play ilkeleri çerçevesinde gelir-giderlerin tanımlanması ve bütçe açığı vermenin imkansız hale getirilmesiyle kulüplerin bir açmaza düşmeleri kaçınılmaz görünüyor.

2) Borçlar: Sürekli açık veren bütçelerin borçlanma olmadan sürdürülmesi mümkün değil. Nitekim SPK’na bildirilen bilançolarda yüz milyonlar ile ifade edilen kısa ve uzun vadeli borçlar görülüyor, büyük kulüplerin öz sermayeleri eksiye düşmüş durumda.

3) Dış açıklar: Kulüplerimiz son yıllarda giderek artan bir biçimde yabancı futbolcu transfer eden bir politika izliyorlar. çok nadir olarak yabancı kulüplere futbolcu ihraç eden, sıklıkla yüksek bonservis ücretleriyle ve dolgun ücretlerle yabancı futbolcu transfer eden kulüplerimizin ciddi bir dış ticaret açığı verdiği görülüyor.

4) Yayın politikası: Süper lig maçlarının yayınında havuz sistemi uygulanıyor. Neredeyse herkes bu sistemi bir başarı olarak görürken ve futbolun marka değerinden bahsederken, iktisat teorisi açısından belki de en son istenecek firma modeli hayata geçirildi. Literatürde bilateral monopol (iki yanlı tekel) olarak adlandırılan firma türü sansasyonel yayın hakkı bedellerinin gölgesinde işletiliyor. üstelik çok avantajlı konumdaki bu yapı yeterli olmamakta ve olağandışı yayın yasaklarıyla destekleniyor. Söz konusu durumun uzun vadede futbolun ekonomisi açısından sürdürülemez bir durum arz ediyor. Ekonomik açıdan önemli sorunların aşılmasında çok ciddi tedbirlere ihtiyaç olduğu görülüyor. Bu bağlamda üzerinde tartışılmasında fayda olabilecek bazı öneriler şunlar olabilir:

1) ücret Tavanı Politikası: özellikle ABD’de profesyonel kulüplerin giderlerini kontrol etmek ve rekabeti korumak için uygulanan ücret tavanı (salary cap) politikasının Türk futbolu açısından tartışılmasında fayda olabilir. Bu uygulama, yüksek bedellerle çok sayıda futbolcu transferine odaklanan yanlış yönetim politikalarının sınırlandırılmasında önemli bir araç olabilir.

2) Finansal Borçlanmanın Sınırlandırılması: Kulüplerin yöneticilerinden ve finansal kurumlardan borç bulmalarını bir başarı olarak sunmaları futbol kamuoyunun alışkın olduğu garip bir durum. Koşullarının neredeyse hiç tartışılmadığı bu borçlanma yöntemlerinin üstelik de transfer için harcanması büyük bir risk yaratıyor. Bu bağlamda, kulüplerin sadece faaliyetlerinden doğan ticari borçlanma yapabilmeleri kuralı getirilmeli; kişilerden ve kurumlardan finansal borç almaları engellenmeli.

3) Finansal Fair Play Uygulaması: UEFA tarafından zaten Avrupa kupalarına katılma şartı olarak uygulamaya konulan finansal fair play uygulamasının benzeri ulusal düzeyde de uygulanmalı. Gelir ve giderlerin ayrıntılı biçimde kurallara bağlanması, bütçe açıklarının engellenmesi vb. sınırlamalar kulüplerin ortauzun vadede istikrarlı bir ekonomik yapıya kavuşmalarına yardımcı olacak.

4) Rekabetçi Yayın Politikası: TFF’nun da desteğiyle kurulan rekabetten uzak yayın politikası yerine birden fazla yayıncıya imkan veren ve yayın yasaklarını minimuma indiren bir düzenlemeye ihtiyaç var. Hazırlık maçlarını dahi şifreleyerek yayınlayan mevcut anlayış terkedilirse, uzun vadede Türk futbolunun sürdürülebilir ekonomik başarısının temelleri daha kolay atılabilecek.

Analiz

Doç. Dr. Ertuğrul Kızılkaya

İ.ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi

kizilkaya@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası