Son Haberler

Virüs bize ne dedi?

*Virüs, devletlere sosyal devletin gereğini yerine getirmeleri ve savaşa ve silaha değil, sağlık sistemine yeterince kaynak ayırmalarının zorunlu olduğu talimatını verdi. ABD, Çin, İtalya, İspanya örneğinde olduğu gibi, paraya sahip olmanın ve büyüklüğün sorunları çözmediğini gösterdi.Önleyici tedbir olarak krizlere karşı ne kadar hazırlıksız olunduğunu ortaya çıkardı.

*“Sular çekilince denize kimin donsuz girdiği ortaya çıkacak”, bu da şirketleri ve bireyleri etkileyecek. İşsizlik, yoksulluk ve dünya gelir dağılımındaki çarpıklığın olumsuz etkileri ile birlikte, özellikle süreci başarısız şekilde yöneten ülkelerde siyasi sonuçların da önemli ölçüde etkileneceği kaçınılmaz. Zira sekiz milyara yakın insan travma yaşıyor ve bunun faturası er ya da geç kesilecek.

İşletme yönetimi üzerine yazmak için tuşlarda gezinmeye başladım ama herhalde insan içinde bulunduğu durumun etkisinden kurtulamıyor. Korona virüsü konusunda televizyon kanallarında, sosyal medyada, gazetelerde; bilim adamları, doktorlar, uzmanlar adeta yüksek lisans-doktora derslerinde görülebilecek kadar ileri düzey tıp bilgilerini tartışıyorlar.

Birey olarak bizler bu bilgileri dinleyince psikolojimiz bozuluyor, ne yapacağımızı bilemez duruma geliyoruz. Çare ise ne yazık ki şimdilik yok, dört aydan bu yana bulunamadı.

Anlaşılan o ki ancak bir, bir buçuk yıla kadar bulunma olasılığı var. Bilim dünyasının vardığı sonuç, üçlü slogan olarak; sosyal mesafeye uy, maske tak, evde kal. Çok haklı olarak, virüsten olabildiğince kaçın durumu.

DÜNYAYA O KADAR ÇOK ŞEYİ YAŞATARAK ÖĞRETTİ Kİ

Virüs sağlık bakımından sinsi ve can alıcı. Ancak verdiği mesajlar öyle değil. Görülmemiş düzeyde etkili bir öğretici. Kısacık zaman diliminde, aşağıda özetlendiği gibi, dünyaya o kadar çok şeyi yaşatarak öğretti ki tarihte bunun örneği bulunmuyor.

  • Bir kere sağlıklı olmanın her şeyin üzerinde olduğunu belleklere kazıdı.
  • Devletlere sosyal devletin gereğini yerine getirmeleri ve savaşa ve silaha değil, sağlık sistemine yeterince kaynak (Ar-Ge, fiziki kapasite, doktor sayısı, hemşire ve diğer sağlık personeli sayısı, hukuki alt yapı) ayırmalarının zorunlu olduğu talimatını verdi.

 

  • ABD, Çin, İtalya, İspanya örneğinde olduğu gibi, paraya sahip olmanın ve büyüklüğün sorunları çözmediğini gösterdi.

 

  • Önleyici tedbir olarak krizlere karşı ne kadar hazırlıksız olunduğunu ortaya çıkardı.

 

KİMİN AĞUSTOS BÖCEĞİ, KİMİN KARINCA OLDUĞUNU TEYİT ETTİ

  • Yapılan yardımların ve bütçelerin boyutundan, kimin ağustos böceği, kimin karınca olduğunu teyit etti.

 

  • Basit gibi görünen olaylara tepeden bakarak onu ihmal etmenin insana ve topluma maliyetinin ne kadar yüksek olduğunu uygulamalı olarak öğretti.

 

  • Barbarlaşan küresel sistemin nimetlerinden aşırı ölçüde yararlananların ne kadar aciz duruma düştüklerini ve bu tavırlarını gözden geçirmeleri gerektiğini gözler önüne serdi.

 

  • Bir sorunu gizlemenin onun çözümünü zorlaştırdığını göstererek, şeffaflığa işaret etti.
  • Dünyaya, tüm alışkanlıklarını gözden geçirerek çağın gereklerine uygun bir şekilde değiştirme talimatı verdi.

 

  • Madem küreselleştiniz o halde doğayla ve birbirinizle barışık olmayı öğrenin dedi.

 

  • Dünyanın kimler tarafından ve ne kadar yetkin olmayan kişiler tarafından yönetildiği bilgisini verdi.

 

Nietzsche (1844-1900), 1888 yılında yazdığı Ecce Homo’da, “Her kim iyi ve kötüde yaratıcı olmak ister, önce bir yok ediciye dönüşmeli, değerleri parçalamalıdır”, çünkü “hakikat bin yılların yalanıyla mücadele ettiğinde, benzeri hayal dahi edilmemiş sarsılmalar geçireceğiz” demiş. Düşünür olmak böyle bir şey, “yok edici” olan şey ve “hakikat” karşılaştığımız virüs olsa gerek. Zira bütün değerleri daha şimdiden parçaladı ve yalanı (çöküntüye uğrayan her şey-değerler silsilesi) derinden sarstı.

DEĞİŞTİĞİNİ SANDIĞIMIZ ŞEYLER, KALICI OLARAK YENİ GERÇEĞİMİZ OLACAK

Daha şimdiden görüyoruz ki hayatımız değişti. Artık yeni normali arayacağız. Geçici olarak değiştiğini sandığımız şeyler, önümüzdeki yıllarda kalıcı olarak yeni gerçeğimiz olacak. Bunlar kısaca; evden çalışma, online öğrenim sistemi, bilgisayar-cep telefonu üzerinden toplantı alışkanlığı, YouTube-Instagram-Facebook üzerinden televizyonculuk, robotlaşma, dijitalleşme, sanal mağazaların artması, ürün dağıtım sistemlerinde değişiklikler, ürünün-hizmetin adrese teslim ihtiyacı, kalabalığa dayalı organizasyonların azalması, kişi veya ülke olarak kendi kendine yeterli olmak/yerli üretim, sosyal devlet…

Diğer yandan, işin iktisadi sonuçlarına bakıldığında, her ülkede farklı olmakla birlikte, dünya daha şimdiden yıllık milli gelirinin yaklaşık yüzde 10’u civarında bir maliyetle karşı karşıya kaldı. Bu rakam buz dağının görünen kısmı, hasar tespit çalışmaları yapıldığında bu maliyetin daha da artacağı açıktır, zira üretim kayıpları şu an bilinmiyor.

SULAR ÇEKİLİNCE DENİZE KİMİN DONSUZ GİRDİĞİ ORTAYA ÇIKACAK

Mal-ham madde-girdi fiyatları, altın-yabancı para değerleri, faiz oranlarındaki değişiklikler ve bunların ön görünmezliği, ek olarak bütçe-maliye politika değişiklikleri de ekonomiler için önemli riskler olacak. Umuyorum ki olmaz ama sürecin uzaması halinde ülkeler bazında, Buffet’in deyimiyle, “sular çekilince denize kimin donsuz girdiği ortaya çıkacak”, bu da şirketleri ve bireyleri etkileyecek.

İşsizlik, yoksulluk ve dünya gelir dağılımındaki çarpıklığın olumsuz etkileri ile birlikte, özellikle süreci başarısız bir şekilde yöneten ülkelerde siyasi sonuçların da önemli ölçüde etkileneceği kaçınılmaz. Zira sekiz milyara yakın insan travma yaşamaktadır, bunun faturası er ya da geç kesilecek. Tüm insanlığa sağlık diliyorum.

Şaban Çağıran

Bankacı

sabancagiran@turcomoney.com

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası