Son Haberler

Cumhuriyet altını çok pahalandı, Darphane ‘Cumhuriyet Gümüşü` bassın!

Cumhuriyet altını gibi “CUMHURİYET GüMüŞü” oluşturulmasını teklif ediyorum. Tabi ki: Daphane’nin yalnızca Gümüş sikke basması yetmez, buna Cumhuriyet altını gibi likidite sağlayacak piyasa oluşturmak da elzemdir.

Nişanda, düğünde, doğumda, sünnette, karne alındığında, mezuniyette ve daha bir çok vesileyle hediye vermek bizim yüz yıllara sari çok güzel bir geleneğimizdir. Herkes yakınlarını mutlu günlerinde, gücüne göre ama mutlaka bir hediye vermek ister. Açıkçası mutlu günün sahibi olan yakınlar da hediye bekler doğrusu…

Bekler ki; hediyeler gelsin ve mutlu günü daha da mutlulaşsın. Hediyeler mutlu günlerin önemine ve mutlu olanların yakınlığına göre tasniflenir. Her mutlu gün sahibi, mutlu gününün sonunda aldığı hediyeleri kimin ne getirdiğini iyi takip ederek, hediye verenlerini verdikleri hediyenin pahasına göre tekrar tasnif eder ve onların mutlu gününde de aynı değeri gözeterek karşılık verir. Tabi bir de insanların herkesçe bilinen maddi koşullarına göre hediyeler oluşur. Kendisini zengin hisseden ve bunun diğerleri tarafından da hissedilmesini arzu edenler, verdikleri hediyelerle de bu arzularını açığa vururlar. Diğer taraftan hediye verilecek olanın da maddi koşulları, ya da sosyal statüsü alabileceği hediyelerin belirleyici faktörlerinden başlıcası olur.

Aslında konumuz toplumumuzdaki hediye olgusunun ve hediye değiş-tokuşunun salt sosyolojik çözümlemesini yapmak değil elbette. Daha çok hediyenin materyali ve ekonomik etki alanı ile ilgileniyoruz.
Bahis konusu hediye kavramının en prestijli ve universal materyali elbette ALTIN olagelmiştir. Hediye verecekler, hem verdikleri hediyenin verilen nezdinde itibarlarını artırmasını beklerler, hem de; ilişkinin yakınlık derecesi, diğer hediye verenlerden maddi durumları ve sosyal statülerini kendilerine göre müsavi gördüklerinden aşağıda kalmama dürtüsünün de etkisiyle hediyeyi, çok ince hesaplarla olabildiğince makul maliyetlerle temin etmeyi isterler.

Bunun yanısıra hediyenin, verilenin işine yaraması da gözetilen başlıca kriterlerdendir. Zira hediyeyi herhangi bir eşya olarak vermek; o eşyanın zaten mevcut olabileceği veya bir başka yakın tarafından da hediye edilebileceği riskini taşır. Eşyanın tekrar satılması veya satın alınan yere geri verilerek bir başka ihtiyaç olan eşya ile değiştirilmesi mümkün olsa bile, çoğunlukla hem zahmetli, hem de biraz keyifsizlik yaratan bir durum olarak değerlendirilir.

Hediyenin mücevher olarak seçilmesi durumu da zevke hitap edememe riskini taşır ki, bu durumda hediyeyi alan zevkine hitap edebilecek bir başka mücevherle değiştirmek isteyecek, o zaman da mutlaka değer düşüşü ile muhatap olacağından, ya daha düşük değerli bir mücevheri tercih etmek zorunda kalacak, ya da üzerine kendisi para ekleyerek istediğini alabilecek ama her halukarda maliyetlenecektir. Altın yıllar boyunca; çeyrek, yarım, tam ve beşibirlik gibi formlarıyla bu çeşit tüm kaygıları bertaraf eden bir rol oynamış ve küçük alım satım farklarıyla likiditesinin olması da ticaretin devamlılığını sağlamıştır. Fakat son zamanlarda altındaki büyük yükseliş hediye bütçelerini sarsmış ve hediye verenlerin hem kendi, hem de hediye verecekleri kişilerin statülerini yeniden tayin etmelerine yol açmıştır. Hatta hediye kavramını altından uzaklaştırmaya başlayıp, eşyaya yönelmesine sebep olmuştur. Bütün bu olguların sonuçta bir ekonomik devinim oluşturduğu ve hediyeye harcanan paraların ekonomik sistem içinde kaldığı ve faydalı olduğu düşünülebilir.

Fakat gözden uzak tutulmaması gereken bir başka önemli faktör de toplumu bu güzel alışkanlıktan uzaklaştırma tehlikesidir. Sonuçta para benzeri değerlendirilebilen bir materyalin, paraya çevrilerek ihtiyaçlar için kullanılabilmesi, dolayısıyla da altına ödenen paranın tekrar sisteme girmesi mümkün olduğu gibi, altın olarak tasarruf amacıyla saklanması da mümkündür.

Hediye ekonomisinin aktivite oluşumunda mevsimsel etkiden sözetmek de mümkündür. Bu dönemler bizim ülkemizde yaz dönemi ve güz dönemi başı olarak önem arzeder. Yaz dönemi, okulların kapandığı ve sünnet mevsiminin başladığı ve altın içerikli hediye ekonıomisinin canlandığı dönemdir. Güz başı ise hem çiftçimizin hasadı bitirip ürününü sattığı yani paralandığı dönemin başıdır ki, Anadolu düğünlerinin dönemi başlar, hem de okulların açılmasıyla tatilden dönüldüğü için sosyete düğün sahipleri açısından davetlerin reddedilmeyeceği, dolayısıyla da hediyelerden mahrum olunmayacağı düğün dönemi başlar. Ve tabiki hediye ekonomisi de canlanır.

Altının pahalılığı hediye verenlerde de, alanlarda da memnuniyetsizlik yarattığı gözleniyor. Altın hediyeler bütçe kısıtları yüzünen gram altın seviyesine indi. Hediye veren de, alan da hediyenin cüssesinden memnun olmaz. Yani bir anlamda hediyenin gösterişi kalmadı. Blister ambalajdaki gram altının hediye olarak takdimi neredeyse yeni tanışan iş insanlarının birbirlerine kartvizit vermesine benzer bir seremoniye dönüştü. Görünen o ki eski gösterişi geri getirmek için çare üretmek, alternatif düşünmek gerekir.

Ben; Cumhuriyet altını gibi “CUMHURİYET GüMüŞü” oluşturulmasını teklif ediyorum. Tabiki Daphanenin yalnızca Gümüş sikke basması yetmez, buna Cumhuriyet altını gibi likidite sağlayacak piyasa oluşturmak da elzemdir.

Dr. Emin çATANA

catana@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

*

*

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Site Haritası