Son Haberler

Erdoğan ile Putin`in önlerinde dev bir fırsat var

Elli yıl önce De Gaulle ve Konrad Adenauer ellerine geçen fırsatı değerlendirip Avrupa Birliğini kurdular. Bugün benzer bir fırsat Erdoğan ve Putin önünde. Değerlendirebilecekler mi?

De Gaulle tarihe küçük kapıdan değil büyük kapıdan, kapıyı zorlayarak, girmişti. çelik bir iradeyle hedefe ulaştı. Erdoğan’da da, Putin’de de çelik iradenin var olduğundan zerre kadar şüphem yok. Eksik olan büyük senaryo.

Tarihi liderler yazar. Son yirmi beş yılda Rusya’nın başına üç süper lider peş peşe geldi. Bu liderlerden birincisi: Gorbaçov’dur. Gorbaçov Sovyet Rusya’nın son devlet başkanı. Rus modeli sosyalizmin iflas ettiğini, silahlanmanın Rusya’yı tükettiğini ve bunun devam edemeyeceğini anlayan çok cesur bir liderdi. Perestroika (yeniden yapılanma) ve glasnost (açıklık) politikalarıyla soğuk savaşı bitirdi. Amerika’nın ve Avrupa’nın hayranlığını kazandı. 1990’da Nobel Barış ödülünü kazandı. Gorbaçov bir dönemi bitirdi ama ortada bir yıkıntı kaldı. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği(SSCB) ve komünist partisi çökmüştü ve sosyalizm Rusya’da sıfırı tüketmişti. Gorbaçov’un bu döneminde karşısına rakip olarak bir anti komünist ve Rus milliyetçisi Boris Yeltsin çıktı. Yeltsin ile tanıştım

Gorbaçov ile şahsen tanışmadım ama Boris Yeltsin ile tanıştım. Rus tarihinin en kritik bir döneminde iki gün boyunca Yeltsin’i adım adım izledim. Nisan 1991. Strasburg’da Avrupa sarayındayım. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Catherine Lalumiere’in odasındayım. Lalumiere bana Yeltsin’i tanıyıp tanımadığımı soruyor. “Hayır” diyorum. “O zaman bekleyin tanıştırayım.”

Kapı açılıyor. Boris Yeltsin odaya giriyor. Bu iki günün hikayesini Türkiye Gazetesi’nde 26 Nisan 1991 günü manşetten fotoğraflarıyla birlikte yayınlıyorum. Boris Yeltsin o tarihte Rusya Federasyonu Başkanı. Gorbaçov ile mücadele halinde. Gorbaçov SSCB’nin son devlet başkanı. Yeltsin ilk yurt dışı seyahati olarak Avrupa Parlamentosu’nu seçmiş. Nedeni ne? Açık açık konuşuyor. “Komünizme karşıyım. Sosyalizme karşıyım. Totalitarizme karşıyım. Biz Ruslar Avrupalıyız. Kültürümüz Avrupalı. Komünizm bizi Avrupa’dan koparttı. Biz demokrasi içinde tekrar Avrupalı olmak istiyoruz. Bize yüz elli milyon Rus yeter. Türk Cumhuriyetleri SSCB’den ayrılmakta özgürdür. Rusya’da yeni bir sistem kuracağız.” Lalumiere’in odasında “Sonuna Kadar” başlıklı kitabını imzalayarak bana veriyor.

‘Bu kötü muameleyi hak etmedim’
Ertesi gün Avrupa Parlamentosu sosyalist grubunda Yeltsin konuşurken kıyamet kopuyor. Grupta Boris Yeltsin soğuk savaşı bitiren Gorbaçov’u zayıflatmakla, bir maceracı ve demagog olmakla suçlanıyor. Yeltsin çok soğuk kanlı ama üzüntülü. “İlk yurt dışı seyahatimi Avrupa’ya Avrupa Parlamentosu’na yaptım. Avrupalı olabilmek için buraya geldim. Bana gösterilen bu kötü muameleyi hak etmedim” diyor. Ertesi gün Paris’e hareket ediyor. Amacı Paris’te Elysee Sarayında Cumhurbaşkanı Mitterand tarafından kabul edilmek. Orada ikinci sınıf memurlar tarafından sarayın kapısından döndürülüyor.

Yeltsin’e Strasburg’da Gorbaçov ile ilişkilerini soruyorum.
Cevabı: “ben Gorbaçov’a değil komünizme ve komünist partisine karşıyım. Gorbaçov istifa etmeli ama yol boyunca başına bir şey gelirse onu savunurum. Benim düşüncemde yaralı arkadaşı savaş meydanında bırakmak yoktur.” Bu konuşmaları Türkiye Gazetesi’nin 26 Nisan 1991 Cuma günkü sayısında okuyabilirsiniz.

Yeltsin tankın üzerinde
Yeltsin Moskova’ya dönünce Rusya’da kıyamet kopuyor. Ordu darbe yapıyor. Karşı koyan ise tankın üzerine çıkan ve halkı darbeye karşı koymaya ikna eden Yeltsin. Parlamento bombalanıyor ama darbe engelleniyor. Gorbaçov istifa ediyor. Rusya Federasyonu Başkanı Yeltsin Devlet Başkanı oluyor. Yeltsin komünist partisini yasaklıyor. Mallarına el koyuyor. Rusya’da artık biten yalnız SSCB değil aynı zamanda komünizm. Lenin ve Marx’ın heykellerinin yıkımı başlıyor.

Yeltsin’e Devlet Başkanı olarak ilk davet Fransa’dan geliyor. Birkaç ay önce kapısından döndürüldüğü Elysee Sarayı’na kırmızı halıda yürüyerek kabul ediliyor. Fransa Cumhurbaşkanı Mitterand devlet töreniyle Yeltsin’i Elysee Sarayı’nda kabul ediyor. Siyaset bu.

Putin çok güçlü bir lider
1952 doğumlu Putin, Yeltsin’in istifa etmesi sonucu 2000 yılında Rusya’da Devlet Başkanı seçiliyor. Bugün üçüncü kez aynı görevde. Putin Rusya tarihinin yeni döneminin ilk Devlet Başkanı sayılabilir. Yeni Rusya’yı rayına oturtan, ekonomiyi düzlüğe çıkartan, Rusya’ya tekrar uluslararası saygınlığını kazandıran bir büyük güçlü lider. Yeltsin deprem anının başkanıydı. Putin ise enkazdan yeniden Rusya’yı inşa eden lider. Putin ekonomiye çok önem veriyor. Ama Rusya bugün dünyanın dokuzuncu büyük ekonomisi. Bugünkü ekonomi politikası Rusya’yı nereye getirecek? Hangi hızla?

Türkiye de Kabul edildi
Şüphesiz Rusya Şangay İşbirliği örgütü’nün çok önemli bir üyesi. Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve özbekistan da onun gibi bu örgütün üyeleri. Ama Şangay örgütünün güçlü üyesi dünyanın iki numaralı ekonomisine sahip çin. Gözlemci üyeler arasında Hindistan, İran ve Pakistan’da var. Türkiye de “diyalog ortağı” olarak kısa bir süre önce Şangay örgütüne kabul edildi.

Bu örgüt Avrupa Birliği şemasıyla karşılaştırılmayacak kadar gevşek ve iddiasız. Amerikan egemenliğinde tek kutuplu bir dünyaya izin vermemek için kuruldu. Ama çin öylesine büyük ve hızlı gidiyor ki kendi başına bir kutup olma noktasında. Bütün dünya ile ekonomik ve ticari ilişki içinde. En büyük partönerleri doğrudan Amerika ve Avrupa Birliği.

çin’in gözü liderlikte
Geçmişte Sovyetler Birliği zamanında Rusya, çin’e komünizmi ihraç etmişti. Ama Mao yönetiminde çin, Sovyet Rusya’yı sollayarak komünizmin bir numaralı merkezi olmuştu. Bugün de kapitalizme geçtikten sonra çin, Rusya’yı neredeyse dörde katladı. Yarın ne olacağı meçhul. çin’in Rusya’ya ihtiyacı yok. Bugün dünyanın ikinci büyük ekonomisi. Gözü liderlikte.

Siyasi ve askeri açıdan güçlenmesi zor gözüken Şangay örgütü ticari açıdan da zayıf. Serbest ticaret bölgesi değil. Finans merkezi hiç değil. Putin ne yapabilir?

Putin vites büyütebilir mi? Tarih içinde tekrar ön plana geçecek bir Rusya hayalini gerçekleştirebilir mi? Bunun için dönüp bakacağı ülke Türkiye. Şüphesiz Putin’in son İstanbul seyahati çok verimli geçti. Türkiye ile Rusya’nın ticaret hacminin üç misli arttırılarak 100 milyar dolara ulaşması hedefleniyor. Ama bu hiçte yeterli değil. Tarihte Osmanlı İmparatorluğu dünyada bir numaraydı. çarlık Rusya’sı çok önemliydi. Sovyetler Birliği daha da önemliydi. Dünyanın dokuzuncu ve on altıncı ekonomileri olmak Rusya’ya da Türkiye’ye de yakışmıyor.

Erdoğan Türkiye’si Putin bir şans
Putin’in komünizm sonrası Rusya’sı için ne kadar önemli bir tarihi lider olduğunu yukarıda belirttik. Ama Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye için en az onun kadar önemli. AK Parti’nin tarihi lideri Erdoğan, Türkiye’ye çağ atlatıyor. Türkiye ekonomisi üzerindeki ölü toprağını özal silkmeye başlamıştı. Ama hedefe Erdoğan ulaştı. İstanbul üzerinde uçarken Putin yeni Türkiye’nin hangi noktaya geldiğini gözüyle görmüş olmalı. İstanbul dünyanın en güzel gökdelenleri, alış veriş merkezleri, konutları, hava alanlarıyla doluyor. Hızlı trenler, köprüler, tüneller hızla inşa ediliyor. Bu Türkiye Putin içinde bir şans.

Erdoğan ve Putin siyasi bakımdan gençler
Putin üçüncü kez Rusya’da Devlet Başkanı seçildi. Türkiye’de başkanlık seçimleri 2014’te. Cumhurbaşkanlığının tartışmasız bir numaralı adayı Erdoğan. Şüphesiz Erdoğan bir yıl önce büyük bir ameliyat geçirdi. Putin’in de sağlık sorunları olduğu biliniyor. Ama hangi siyasetçinin sağlık sorunu yok ki. Erdoğan ameliyat sonrası aynı yüksek ritimde dünyayı ve Türkiye’yi turlamaya devam ediyor. İki liderinde otoritesine karşı ülkelerinde kuvvetli tepkiler var. Ama demokrasilerde bunu olağan karşılamak gerek. Büyük projeleri gerçekleştirmek için iki liderin önünde de birer on yıl var. Unutulmamalı ki Avrupa Birliği’ni kurma yolunu tuttukları zaman De Gaulle 70 yaşındaydı. Alman Şansölyesi Adenauer de 85 yaşındaydı.

Eksik olan büyük senaryo
1945 yılında sıfır noktasına gelen Almanya ile sefalet noktasındaki Fransa çözümü kendi milli sınırları içinde yapmadılar. Büyük düşündüler, başardılar. Eğer bugün Avrupa Birliği yıllık 18 trilyonluk milli geliriyle Amerika Birleşik Devletleri’ni sollayıp dünyada bir numara olduysa ve 15 trilyonluk Amerika ve 7 trilyonluk çin’i geride bıraktıysa bunun nedeni kurucu lider De Gaulle’ün büyük düşünmesi olmuştu. De Gaulle tarihe küçük kapıdan değil büyük kapıdan, kapıyı zorlayarak, sırtlayarak girmişti. Başarı önce onun hayal dünyasında vardı. çelik bir iradeyle hedefe ulaştı.

Erdoğan’da da, Putin’de de benzer bir vizyonun ve çelik iradenin var olduğundan benim zerre kadar şüphem yok. Eksik olan ne? Büyük senaryo. Büyük senaryo ne olabilir?

Rusya Şangay işbirliği örgütü üyesi. Bu örgüt çok iddialı değil. Türkiye Avrupa Birliği aday ülkesi ama müzakereler patinaj yapıyor. Avrupa savsaklıyor. Türkiye soğuyor.

Rusya’nın Şangay üyeliği, Türkiye’nin Avrupa Birliği adaylığı Türk-Rus ilişkilerinin paralel olarak artmasına engel değil. Mesele Erdoğan ve Putin’in ekonomiye büyük pencereden bakma aşamasına gelmeleri. Rakamsal olarak 100 milyar dolarlık hedef, iki ülkeyi de kanatlandırmaz. Senaryonun global bir vizyonla yazılması lazım.

Kuzeyden Güney’e giden bir çizgide Türk-Rus ilişkilerinin gelecekte ne kadar önem taşıyabileceği çok açık gözüküyor. Enerji yolları üzerinde bulunan bu jeo stratejik konum öylesine fırsatları bünyesinde barındırıyor ki iki ülke arasında oluşacak iş birliği sonucu Rusya ve Türkiye’nin dünya ekonomisinde ilk beşe girmeleri hiçte şaşırtıcı olmayacak. Bugün dünyanın beşinci büyük ekonomisinin Fransa olduğu düşünüldüğünde iddiamızın ne kadar gerçekçi olacağı görülüyor.

Enerji, nükleer enerji, mega alt yapı projeleri, mega turizm ve bununla orantılı finansal boyut önümüzdeki on yılda Türk-Rus ekonomik iş birliğini bölgenin en cazip mıknatısı haline dönüştürebilir. İran, Suriye, Irak, Mısır, Körfez ülkeleri bu mıknatısın ekonomik çekim alanına girebilir. Neticede bölgede barış sağlanacağı için çeçenistan ve Kürt meseleleri ekonomik potada kendiliğinden çözülebilir. Netice Kendi aralarındaki savaşlarda sıfırı tüketen Avrupa, ekonomik iş birliği sayesinde zirveye tekrar çıktı. Bu eser dahi devlet adamları De Gaulle ve Konrad Adenauer’in müthiş siyasi mühendislik başarısıydı. Geçmişlerinde dev imparatorluklar olan bugünkü Türkiye’nin ve Rusya’nın liderleri Erdoğan ve Putin için önlerinde böyle değerli bir model var. Ekonomiye ve tarihe büyük pencereden bakabilmek için fırsat her zaman bu kadar ortaya çıkmayabilir.

Prof. Dr. Bener KARAKARTAL

karakartal@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası