Son Haberler

Finansal tabloların küresel dili

Yaklaşık 700,000 sermaye şirketi içerisinde TFRS uygulayan firmaların binde bir gibi bir oranda kalması ile daha önce bahsettiğimiz uluslararası geçerliliği olan finansal veriyi çabuk ve güvenilir üretme ihtiyacını karşılamaktan hala uzak olduğumuzu gösteriyor.

Bilginin inanılmaz bir hızla paylaşıldığı günümüzde finans piyasalarının entegrasyonu ve sermayenin uluslararası piyasalarda hareket yeteneği baş döndürüyor. Artan rekabet ortamında firmaların doğru kararları zamanında alabilmesi ve hızlı uygulaması ise ayakta kalmak için hayati önem taşıyor. özellikle büyüme modelini borçlanma üzerine kurmuş firmalar açısından en ucuz finansman kaynaklarına hızlı ulaşım rekabette ayakta kalmak için en önemli parametrelerden biri haline gelmiş durumda. İstanbul Sanayi Odası’nın 2013 yılına ilişkin, Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasının 2013 yılı sonuçları ise şirketlerin finansman giderlerindeki artış sonucu karlılıklarında erime olduğunu gösteriyor. 2013 yılında dünyada yüzde 70 olan borç öz kaynak oranı, bu araştırmaya katılan Türk şirketleri için 2012’de yüzde 112’den, 2013’te yüzde 132,4 ‘e yükseldi. Aynı araştırmaya göre; ISO 500 şirketlerinin toplam borçları bir önceki yıla göre yüzde 25,4 artarken, kısa vadeli borçlar yüzde 22,5 uzun vadeli borçları ise yüzde 30,9 arttı. Deloitte’un 2013 yılı şirket birleşme ve satın almalar raporundaki veriler de Türk firmalarının hisselerinin el değiştirmesine ilişkin ilginç sonuçlara ulaşmış. 2013 yılında gerçekleşen 217 Adet (2012: 253 Adet) birleşme ve satın alma işleminin toplam parasal hacmi yaklaşık 17,5 milyar dolar olarak tahmin edilirken, 2012 yılına (253 Adet, 22 Milyar dolar) göre hem işlem sayısı, hem de parasal hacim olarak düşüş gözlemlendi. Bu veriler içerisinde dikkat çeken başka bir sonuç ise toplam işlem hacminin önemli kısmı özelleştirme işlemlerinden kaynaklanırken (2013: 6.6 Milyar $ yüzde 38, 2012: 6,4 Milyar dolar yüzde 29), yabancı yatırımcının toplam işlem hacmi içindeki payının ise 2012’ye göre düşmüş olması. (2013: yüzde 59, 2012: yüzde 30). Yabancı yatırımcıların payı birleşme bölünme işlemlerinde yarattıkları hacim özelleştirmeler hariç olarak analiz edildiğinde 2012 yılında yüzde 83’ten 2013’te yüzde 47’e ye geriliyor.

Bu veriler iki konunun altını bir kez daha kalın çizgilerle çiziyor. Bu iki noktanın birincisi Türk şirketlerinin önümüzdeki dönemde de borçlanmaya dayalı büyüme stratejilerini sürdürmeye çalışacağı ikincisi ise sermayenin şeffaf, istikrarlı politik ve ekonomik bir ortamın yokluğunda ürküp güvenli limanlara yöneldiği ve kendisi için daha karlı, güvenli liman neresiyse oraya yönelmeye devam edeceği.Türk şirketlerin uluslararası finans piyasalarında ucuz finansman kaynaklarına ulaşabilmeleri ve yabancı yatırımcıyı kendilerine çekebilmeleri için finansal raporlama açısından şeffaflaşması ve uluslararası geçerliliği olan bir finansal raporlama dilinde finansal tablolarını ifade ederek anlaşılır ve karşılaştırılabilir veri üretmesi zorunlu. Paranın sahibi kendi anladığı dilde, alıştığı kalitede finansal veriye erişemediği zaman firmayı analiz edemiyor,kendisini güvende hissetmiyor ve başka yere yöneliyor, ya da riski yüksek görerek daha yüksek faiz oranları ile borç veriyor. New York’ta bir gökdelenin yüksek katlarında oturan bir özel fon yöneticisi, Türkiye’de faaliyet gösteren bir firmanın finansal performansı ile başka ülkelerde benzer alanda faaliyet gösteren bir firmanın finansal verilerini zamanında karşılaştırabildiği ve kendini güvende hissettiği ölçüde yatırımını Türkiye’ye yönlendirme kararı alma olasılığı artar. Finansal veriyi ölçüp analiz edemediği sürece öncelik sağlıklı veri alabildiği başka ülkelerde olur.

Kişiler nasıl dünyada yaygın kullanılan bir yabancı dili konuştuğunda rahat seyahat edebiliyorlarsa, şirketlerde uluslararası piyasalarda geçerli olan bir dilde hazırlanmış finansal tablolar ile seyahat edebiliyorlar. Bu uluslararası geçerliliği olan finansal raporlama dilinin adı ise “Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS)” dır. Bir başka deyişle kişiler için İngilizce ne ise şirketler içinde UFRS odur. UFRS dünyada 120 ülkede kullanılan ortak bir finansal raporlama ve finansal veri üretme dili olarak kabul edilmiş durumda. Amerika Birleşik Devletleri dahi kendi muhasebe standardı olan USGAAP’i UFRS ile uyumlulaştırmak için çalışıyor. Hatta Amerika’da halka açık Avrupa şirketleri isteğe bağlı olarak Amerikan borsalarında UFRS uyumlu finansal tablolarını yatırımcıları ile paylaşıyorlar.ülkemiz de, Türk Ticaret Kanunu’nun TBMM’de kabul edilen ilk halinde tüm sermaye şirketleri için UFRS’nin birebir çevirisi olan Türkiye Finansal Raporlama Standartları ( TFRS) ile uyumlu defter tutma zorunlu tutulmuştu. Hem şirketlerin şeffaflaşması, doğru ve güvenilir bilgiye zamanında ulaşabilmeleri hem de finans sektörü ve muhasebe mesleği açısından çok önemli kazanımları olabilecek bu uygulama kanun yürürlüğe girmeden hemen önce değiştirilerek kapsamı daraltıldı. Mevcut uygulamada sadece bakanlar kurulu tarafından açıklanan kriterlere göre bağımsız denetimin kapsamında olan firmalar açısından TFRS finansal tablo üretmek TTK uyarınca zorunlu tutuluyor. Bakanlar Kurulu’nun 23 Ocak 2013 tarihli kararında tek başına veya bağlı ortaklıları ile birlikte aktif toplamı 75 Milyon TL ve üzeri, hasılatı 150 Milyon TL üzeri ve ortalama çalışan sayısı 250 ve üzeri kriterlerinden herhangi iki tanesini iki yıl üst üste sağlayan firmalar bağımsız denetimin kapsamına giriyorlar. İlk kez bağımsız denetime tabii olacak firmalar 1/1/2014 tarihinden itibaren finansal tablolarını TFRS ile uyumlu düzenlemek zorundalar. Bu genel kriterlerin yanında özel statüleri olan ve finansal büyüklüğünden bağımsız olarak denetime tabii olan firmalarda sayılmış.

Bu kriterlere göre denetime tabii olan firmaların sayısı yaklaşık 7,000 olarak tahmin edilse de tam olarak kaç şirketin bağımsız denetime tabii olduğunu söylemek güç. Toplam yaklaşık 700,000 sermaye şirketi içerisinde TFRS uygulayan firmaların binde bir gibi bir oranda kalması ile daha önce bahsettiğimiz uluslararası geçerliliği olan finansal veriyi çabuk ve güvenilir üretme ihtiyacını karşılamaktan hala uzak olduğumuzu gösteriyor. TFRS uygulamak ile yükümlü firmaların TFRS’yi ne kadar doğru uyguladığı ve ne kadar sağlıklı denetlendiği ise ayrı bir tartışma konusu.

TTK’nın ilk halinde olduğu gibi tüm sermaye şirketleri için TFRS defter tutmayı zorunlu kılsanız dahi bu zorunluluğu yerine getirecek TFRS bilgisine sahip muhasebeci ve mali müşavirlerin sayısı çok az. Uluslarası denetim standartlarına göre bu finansal tabloları denetleyebilecek donanımda denetçi sayısının da son derece az oluşu ayrı bir sorun. Dolayısıyla TFRS finansal tablo üretme ve bağımsız denetime geçişte kademeli olarak kapsamın genişletilmesi kaçınılmaz gözüküyor. Uygulamanın yaygınlaşmasında en önemli bariyerlerden biri yabancı dil olarak karşımıza çıkıyor. TFRS ne kadar İngilizce’den Türkçe’ye birebir çevrilmiş olsa da çeviride standartlar anlam kaybına uğruyor. özellikle iş uygulamaya gelince meslek mensuplarının usta çırak ilişkisi içerisinde bu standartların nasıl uygulanacağını öğrenmesi ve “pişmesi” ise bugünden yarına başarılabilecek bir aşama değil. Nasıl bir insan bir yabancı dili bugünden yarına öğrenemiyorsa, uluslararası geçerliliği olan ortak bir finansal dile benzettiğimiz TFRS’yi uygulama ve muhakeme etme yetkinliğini kazanmak zaman, emek ve yatırım gerektiriyor.

Geçtiğimiz dönemde politik ve ekonomik dalgalanmaların ülkemiz ekonomisine ve şirket bilançolarına nasıl hasar verdiğini gözlemledik. Birçok firmanın karlarının ve özkaynaklarının finansman yükü altında eridiği hatta negatife döndüğü rakamlarla sabit. Her gün daha da sertleşen rekabet koşulları şirketlerin ayakta kalmasını daha da zorlaştırırken, en avantajlı finansman kaynaklarına en hızlı biçimde ulaşabilmek ve uluslararası finans piyasaları ile entegrasyon hayati önem taşıyor. Yabancı sermayeyi ülkemize çekebilmek için küresel finans piyasalarının ihtiyaç duyduğu şeffaf, karşılaştırılabilir, güvenilir finansal verinin hızlı bir biçimde piyasalara sunulması diğer politik ve ekonomik faktörlerin yanında TFRS uygulamasının doğru bir biçimde hayata geçirilmesi ile mümkün. Bu aşamada başarılması gereken önemli basamak ise TFRS uygulamasının kapsamının kademeli olarak genişletilirken, muhasebecilerin ve denetçilerin TFRS finansal tablo üretebilecek ve uluslararası bağımsız denetim standartları ile uyumlu denetim yapabilecek şekilde hızla uygulamalı olarak usta çırak ilişkisi içerisinde eğitilmeleri.

Finansal Bakış

Ali çiçekli

CPA, SMMM Ortak Deloitte

cicekli@turcomoney.com

Konuk yazar

Yorum yok

Yorum Yazın

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

*

*

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Site Haritası