`Hedef Türkiye`de ilk 10, İstanbul`da ilk 3`

hedef_4_yilda_turkiyede_ilk_10_istanbulda_ilk_3_2.jpg *Dünyadaki önemli 50 üniversiteyle Erasmus Programları ve çift Diploma programı olan çağdaş bir üniversite olarak 4 yıl içinde Türkiye’de ilk 10, İstanbul’da ilk 3’e girmeyi hedefliyoruz.

* ‘‘Rektör Merkezli‘‘ çalışma sistemini modern bulmuyorum. Bürokrasiyi ortadan kaldırarak, yönetimi şeffaf ve yaygın hale getirdik. Herkesin elini taşın altına koyduğu bu sistemde yetki ve sorumluluklar son derece net.

21. Yüzyılda ülkelerden çok mega şehirler öne çıkıyor. Dünyanın en önemli 12 şehrinden biri olan İstanbul’da, toplumla iç içe olmayı başarmış projelere imza atıyoruz. çalışmalarımızı yaşadığımız semt, şehir, ülke ve dünyayla entegre yürütüyoruz.

* Ortadoğu başta olmak üzere birçok ülke Amerika ve Avrupa’lı üniversiteler tarafından paylaşıldı. ABD ve AB bu ülkelerde ‘üniversite Şehri’ diyebileceğimiz dev yerleşim alanları kuruyor. Türkiye eğitim pazarında fırsatı kaçırıyor!

DüNYADAKİ üNİVERSİTE PARADİGMASI DEĞİŞİYOR

Dünyada yaşanan hızlı değişim yeni üniversite paradigması yarattı. Küreselleşmeyle birlikte inovasyon, buluşçu düşünce, rekabet avantajı üzerinde yoğunlaşmış yeni kavramlar; bilimsel araştırma ve teknoloji endeksli ekonomik büyüme ile yeni bir kapital birikim modeline doğrudan katkı sağlayacak, özelikle küresel vizyon ve bilimsel üretkenliğe sahip araştırmacı üniversiteleri ön plana çıkarıyor.

Globalleşen dünyada önemi her geçen gün artan üniversitelerin konumunu Kadir Has üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın’la konuştuk. Genç rektör ile üniversitenin Haliç’teki tarihi Cibali Kampüsü’nde bir araya geliyoruz. 1884 yılından beri Tekel’in tütün deposu ve sigara fabrikası olarak kullanılan Tekel Cibali Tesisi binası, aslına uygun bir biçimde onarılarak üniversite kampüsü olarak restore edilmiş. İstanbul’un tarihi açıdan oldukça önemli bir bölgesinde, Haliç’in “Altın Boynuz” olarak tanımlanan noktasına yakın, etkileyici ve geçmişten izler taşıyan “Europa Nostra ödüllü” binada şimdi bilimsel eğitim ve araştırma çalışmaları yapılıyor.

Cibali Kampüsü’nün yanında, Bahçelievler ve Selimpaşa Kampüsleri bulunan Kadir Has üniversitesi; Fen Edebiyat Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Hukuk Fakültesi, İletişim Fakültesi, Güzel Sanatlar Fakültesi’yle eğitim veriyor. Geçen yıl toplam 1054 öğrenciyi mezun eden üniversite’nin, bu yılki öğrenci sayısı toplam 4583 kişiye ulaştı. üniversite’nin 6 Fakülte, 1 Yüksek Okul ve 2 Meslek Yüksekokulu bulunuyor.

Araştırma Merkezleri, laboratuarları, bilimsel araştırma projeleri, kütüphaneleri ve önemli yayınlarıyla Türkiye’nin ön plana çıkan üniversitelerinden biri olan Kadir Has üniversitesi; öğrencilerin kişisel gelişimlerini tamamlamaları; boş zamanlarını değerlendirmeleri; bilgi, beceri ve yaratıcılıklarını arttırmaları için 40 farklı dalda öğrenci kulübü kurarak; çağdaş bir eğitimin yanı sıra sosyal, kültürel, sportif ve sanatsal etkinliklere de imkan sunuyor.

İstanbul’un merkezinde yer alan avantajlı lokasyonuyla Kadir Has üniversitesi, öğrenciler için oldukça cazip fırsatlara sahip. Restore edilerek modern bir hale dönüştürülen Cibali Kampüsü, gelişmiş elektronik altyapısıyla her öğrenciye bir bilgisayar, sürekli ve hılı internet imkanı veriyor. Alanında uzman öğretim kadrosuyla, hızla gelişen toplum gereksinimlerine duyarlı geniş bir program yelpazesi bulunan üniversite, dileyenlere çift anadal yapabilecek iki diploma fırsatı veriyor. öğrenci başarısında anahtar rol oynayan güçlü akademik kadroyla; üniversitede akademisyen başına düşen öğrenci sayısı 15 civarında. Yabancı akademisyen sayısı ise 23.

Dünyanın lider üniversiteleriyle işbirliği içinde olan ve güncel yöntemlerle müfredat programları kullanan Kadir Has üniversitesi’nden mezun olan öğrenciler, dünyanın her yerinde geçerli olacak bir diplomaya sahip olabiliyor. İngilizce hazırlık sınıfları, İngilizce öğrenimi için büyük kolaylık sağlarken, İngilizce ağırlıklı öğretim sayesinde öğrenciler uluslararası kavramlara hakim olarak yetişiyor.

öğrencilerin % 63’ü burslu okuyor. Kadir Has üniversitesi, 14 Avrupa ülkesinde 53 üniversite ile Erasmus anlaşmasına sahip. üniversite, öğrencilerine ayrıca Amerika Birleşik Devletleri’nden, İngiltere, Ortadoğu ve Kore’ye uzanan bir alanda da 22 farklı üniversitede okuma imkanı sunuyor.
Kadir Has üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın; genelde yükseköğretim, özelde yönettiği üniversiteyle ilgili sorularımızı yanıtlarken çok önemli bur noktanın altına çizerek, Türkiye’nin uluslararası eğitim pazarında fırsatı kaçırdığına dikkat çekiyor.

Amerika ve Avrupa ülkelerinin, başta Ortadoğu olmak üzere birçok ülkeye dev üniversite şehirleri kurduğuna işaret eden Aydın, Türkiye’nin yurtdışında tanıtımda yetersiz kaldığını söylüyor. Yurt dışından öğrenci çekebilmek için Türkiye’nin iyi bir planlama yaparak öncelikle yeterli sayıda üniversite ve öğretim üyesine sahip olma gibi kriterlerde çıtaya yükselmesi gerektiğini belirten Aydın, eğitimde yeni bir devlet politikası oluşturması gerektiğini savunuyor.


21, YüZYILDA üLKELERDEN çOK ŞEHİRLER öN PLANA çIKIYOR

Kadir Has üniversitesi olarak önümüzdeki 4 yıl içerisinde nereye ulaşmayı hedefliyorsunuz?
Rektörlük görevine geldikten sonra Kadir Has üniversitesi’ni yeniden yapılandırarak ülkemizin eğitimine, gelişimine ve ilerlemesine; yenilikçi, demokratik düşünce ve evrensel kalitede akademik çalışmalarla katkıda bulunmayı hedefledik. Bilindiği üzere üniversitelerin başarılı sayılabilmesi için değişik kriterler kullanılıyor. Fakat ortak olan bazı kriterlere göre hedefimizi şöyle özetleyebilirim.

Aldığımız öğrenicinin kalitesi (puan-sıralama), mezun ettiğimiz öğrencilerin iş bulma oranı, bu öğrencilerin ne kadarının yurt içinde, ne kadarının yurtdışında işe girebildiği, kaçının büyük şirketlerde istihdam edildiği gibi kriterleri baz aldığımızda; Kadir Has üniversitesi olarak 4 yıl içinde Türkiye de ilk 10, İstanbul da ilk 3 üniversite arasına girmeyi hedefliyoruz. İlk 4 yıl içinde Türkiye’de akademik anlamda sağlam bir üniversite oluşturmayı hedefliyoruz. Bunu yaparken yurtdışında da; yayınlar ve ortak projelerle dünya genelinde önemli işler yapmayı istiyoruz.

İstanbul’un merkezinde yeralan bir üniversite olarak nasıl bir vizyona sahipsiniz?
21. Yüzyılda ülkelerden çok mega şehirler ve onların etrafında örgütlenmiş sosyal, ekonomik yapılanmalar ön plana çıkıyor. Dünyanın en önemli 12 şehrinden biri de İstanbul. Türkiye bölgesel güç ve küresel lider olma yolunda adım atarken, İstanbul önemli bir çekim merkezi haline dönüşüyor. Dünyaya ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan katkı sunan İstanbul, eğitimde de ciddi anlamda çekici hale geldi. Uluslararası alanda en çok bilinen üniversiteler bu nedenle İstanbul’da kampüs ya da merkez açmak, veyahut buradaki üniversitelerle işbirliği yapmak istiyor.

Böyle bir konumda olmanın hem artıları, hem de büyük sorumluluğu var. Dolayısıyla bu avantajı heba etmeden, iyi kullanmak gerekiyor. İstanbul gibi bir şehrin merkezinde bulunuyorsanız, kentin ekonomik ve toplumsal yapısına uygun projeler üretmeniz lazım. Maalesef ülkemizdeki birçok üniversite toplumdan uzak bir görüntü çiziyor. Biz İstanbul’la iç içe yaşıyoruz. Kadir Has üniversitesi olarak bu vizyonla çalışmalarımızı sürdürerek, dünyadaki hızlı değişimi yakalamayı hedefliyoruz.

üNİVERSİTE DUVARLARINI AŞIP DüNYAYLA ENTEGRE OLDUK

Peki üniversite olarak hedeflerinize ulaşmak için hangi stratejiyi izliyorsunuz?
üniversite duvarlarının içine hapsolmuyoruz. Tam tersi bu duvarları aşarak yaşadığımız semtle, şehirle, ülkeyle ve en nihayetinde dünya ile etkileşim içinde olmaya özen göstererek, büyük bir sinerji oluşturuyoruz. Kadir Has üniversitesi’ni merkeze koyduğumuzu düşünürsek; dalga dalga yayılmanın ilk halkası bizim için Cibali’dir.

üniversitemizin içinde bulunduğu bu semt çok eskidir ve komşuluk hakkını iyi bilen insanların yaşadığı bir bölgedir. Cibali’nin ortasında yer alan modern bir üniversite olarak, halkla iç içe geçerek bir takım sosyal sorumluluk projelerine imza atıyoruz. Mahallenin ilkokul çağındaki çocuklarına; bizim öğrencilerimiz etüt ağabeyliği, ablalığı yaparak ders çalıştırıyorlar. çocuklara tatil günlerinde, basketbol, voleybol, futbol kursları veriyoruz.

Onları Efes Pilsen, Panathinaikos maçına götürdük. Bunun yanında okul müdürleri, mahallenin muhtarı, imam ve esnaftan oluşan 20’yi aşkın Cibali Semt Konseyleri kurduk. Bu projelerle stratejimizin birinci dairesi olan Cibali semtindeki adımımızı atarken, ikinci dairesi olan İstanbul’a katkı sunmayı hedefledik. Şehrin altyapısından restorasyonuna, kültürel sorunlarından sosyal sorunlarına varıncaya kadar birçok alanda faaliyetler yürütmek üzere İstanbul çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi’ni kurduk.

Bu merkezimiz İstanbul özelinden yola çıkarak, dünya kentlerinde sosyo-ekonomik, siyasal ve kültürel süreçleri anlamayı amaç edinmiş bilimsel araştırmalara disiplinler arası bir akademik alan oluşturmayı hedefliyor. Merkez, bu temel görevi yerine getirmek üzere, bu konuda sürdürülen çalışmaları, konferans, seminer ve yaz okulları düzenlemek, araştırma projelerine kaynak yaratmak, araştırma raporlarını yayınlamak ve ziyaretçi araştırmacılara multi-medya kaynak arşivi sağlamak yoluyla destekliyor.

Aynı zamanda, İstanbul ve karşılaştırmalı kent çalışmaları odaklı ulusal ve uluslararası akademik diyaloğu pekiştirerek, akademisyenler ve kurumlararası bir köprü işlevi görmeyi de hedefliyor. İstanbul çalışmaları Merkezi, araştırma faaliyetlerini İstanbul üzerine yoğunlaştırırken, şehrin sosyal ve politik tarihi, edebiyatı, mimarisi ve kentsel gelişiminin yanısıra mekansal dokusunu ve kimliğini sürekli şekillendiren kültürel çeşitliliği ile de ilgileniyor.

REKTöR MERKEZLİ YöNETİM ANLAYIŞI MODERN DEĞİL

Rektör olarak üniversiteyi hangi sistemle, nasıl yönetiyorsunuz?
üniversitemizde gereksiz bürokrasiyi ortadan kaldırarak, yönetimi şeffaf ve yaygın hale getirmeye büyük önem verdik. çoğu vakıf üniversitesinin uygulamış olduğu “Rektör Merkezli” sistemin modern olmadığını ve hatalı olduğunu düşünüyorum. çünkü her şeyin rektöre sorulduğu bir üniversitede iş yapmak mümkün olmaz. Bu yaklaşım o birimin zamanla çökmesine neden oluyor ve bunun toparlanması oldukça zor.

Dolayısıyla herkesin elini taşın altına soktuğu, sorumluluk aldığı ve buna göre yetkilendirmenin yapıldığı bir sistemi hayata geçirdik. Kadir Has üniversitesi olarak şeffaf ve yaygın bir yapıya sahibiz. Dolayısıyla enstitü müdürleri, dekanlar, rektör yardımcıları ve diğer birim amirlerinin yetki ve sorumlulukları vardır. Bu yapı içinde her birim güçlü ve hızlı iş yapabilme yeteneğine sahip.

üniversite olarak hangi alanlarda ön plana çıkıyorsunuz?
üniversitemizin elbette önemli bölümleri var. Türkiye’de bütün üniversitelerde varolan ama doğru düzgün çalışmayan araştırma merkezleri meselesi var. Araştırmanın odağı olması gereken bu merkezler, sadece yeni şapkalar oluşturmak için kullanılmış. Biz bu merkezleri iyi kullanmak istiyoruz. Geçmişte thing-tang kuruluşunda çalışmış ve bu konuda tecrübesi olan biri olarak araştırma merkezlerinin geliştirilmesine büyük önem verdim.

Bizdeki araştırma merkezini, üniversitenin genel yapısından biraz kopararak yarı özerk hale getirdik. Araştırma merkezimizin müdürleri bizim öğretim görevlilerimiz ama araştırma merkezinin kendi elamanları var. Araştırma merkezleri koordinatörlüğümüz bulunuyor ve periyodik olarak araştırma merkezlerinin müdürleriyle bir araya gelerek, hep birlikte düzenli bir çalışma yürütüyoruz.

Bu yapıyla araştırmaya önemli bir yatırım yapıyoruz, diğer taraftan bu çalışmaların yayın olarak bize dönüşünü sağlıyoruz. Ayrıca bu bölümler, akademik bölümlerin bir anlamda zorluğundan kurtulduğu için çok sayıda sivil toplum örgütüyle çalışabiliyor ve daha fazla işbirliği yapıyor. Böylece üniversitemizin network ağına büyük katkı sunuluyor. Araştırma Merkezi’nde ürettiğimiz bu projelerlerle, Türkiye’ye katkı sunmayı ve dünya çapında ses getiren çalışmalar yapmayı amaçlıyoruz.

TOPLUMLA İç İçEYİZ

Kadir Has üniversitesi olarak diğer üniversitelerden farklı anlamda hangi programları yürütüyorsunuz?
üniversitemizde; Türkiye’de tek olan restorasyon ve kültür varlıklarını koruma yüksek lisans programımız var. Yaşam Boyu Eğitim Merkezi Projesi’ni hayata geçirdik. çok çekici özelliklere sahip olan bu proje; 7’den 77’ye herkese hitap ediyor. Bu proje kapsamında yer alan çocuk Akademimizde 4 yaşındaki çocuklarımız keman, ya da piyano çalabiliyor. Bunların yanında bilimin gerçeklerini de öğretiyoruz. Fizik, kimya dersleriyle ilgili deney yapma imkanı sunuyoruz.

70 yaşında da öğrencimiz var. Aşçılık okulumuz da oldukça ilgi görüyor ve burada Amerikalı bir aşçımız bulunuyor. Yurtdışından aşçılık için başvuru yapan öğrencilerimiz burada eğitim görerek, sertifikalarını alıyorlar. Ayrıca VJ Akademimiz var ve burada birçok disjokey yetişiyor. Eğlence sektöründe de önemli bir role sahip olan İstanbul için disjokey yetiştiriyoruz. Ayrıca Sosyal Medya yöneticiliği diye bir program açtık.

Sosyal Medya 21. Yüzyılın önemli alanlarından biri olacak. Günümüzde yayıncılık internet alanına kayıyor. örneğin Amerika’da geçen yıl satılan e-kitap sayısı, basılı kitap sayısını geçti. Keza internetteki reklamlar, basılı alandaki reklam oranını aştı. Bütün bu programların dışında merkezi konumda olmamız nedeniyle her gün üniversitemizde birkaç önemli faaliyet düzenleniyoruz. Dolayısıyla Yaşam Boyu Eğitim Merkezi’yle, İstanbul halkası, sonrasında Türkiye ve dünyaya katkı sunacak çalışmalar yürüterek hedeflerimize ulaşmaya çalışıyoruz.


EĞİTİM SEKTöRüNDE TRENİ KAçIRIYORUZ

Türk üniversiteleri sizce yurtdışında kendini yeterince tanıtabiliyor mu?
Yurtdışında tanıtım faaliyetleri ve sonrasında öğrenci çekme konusunda Türkiye henüz çok yeni. Sanayi Bakanlığı’nın bu anlamda sunmaya başladığı bir takım destekler devreye sokuldu. Yurtdışında kendini tanıtmak isteyen üniversitelerimize bazı imkanlar sunuluyor.

Bizler de bu kapsamda Yunanistan ve Azerbaycan’da gerçekleştirilen iki ayrı uluslararası fuara katılarak kendimizi tanıttık. önümüzdeki sonbaharda yine bu tanıtım fuarlarına katılacağız. Bu anlamda Türkiye’nin biraz geç kaldığını ve fırsatı kaçırdığını söyleyebilirim.

Yurtdışından öğrenci çekme konusunda ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?
Dünyadaki önemli 50 üniversiteyle Erasmus Programları ve çift Diploma Programlarımız var. Avrupa’dan birçok tanınmış üniversite bize öğrenci değişim programları sunuyor. Bu tarz projelerin sonunda genelde Türkiye’den, yurtdışına öğrenci gitmiş oluyor. Biz Batı’daki üniversitelerden çok, Doğu ülkelerindeki üniversitelerle bu tür öğrenci değişim, ya da çift diploma programları konusunda anlaşma yaparak ülkemize öğrenci çekmeyi hedefliyoruz.

çin’de üç üniversiteyle anlaşmamız var, Japonya’da bir üniversiteyle görüşüyoruz. Azerbaycan’da üç üniversiteyle temaslarımız sürüyor. Ayrıca Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle anlaşma imzala aşamasındayız.

Türkiye, eğitim alanında adım atmak için geç mi kaldı?
Uzakdoğu ve Orta Asya’da hala potansiyel olmasına rağmen Ortadoğu ve birçok ülke Amerika ve Avrupa’lı üniversiteler tarafından paylaşıldı. ABD ve AB birçok ülkeye üniversite şehri diyebileceğimiz büyük yerleşim alanları kurarak, buradaki eğitim pazarını ele geçiriyor. üniversite olarak bizim bu şartlarda tek başımıza mücadele etmemiz mümkün değil. Dolayısıyla eğitim sektöründe uluslararası pazardan hak ettiğimiz payı alabilmemiz bu konunun ortak akılla ele alınması ve devlet politikası haline dönüşmesine bağlı.

Türk eğitim sektörünün genel reklamının ve tanıtımının yapılması gerekiyor. Devlet nasıl ki ihracatın, ticaretin tanıtılması için özel bir organizasyon kurmuşsa, eğitim sektöründe de bunu yapmalı. Yurtdışında bu tanıtımları yaparken, elbette içerde bunun için gerekli altyapıyı önceden oluşturulmalı. Yeterli üniversite ve nitelikli öğretim üyesi kriterleri çok önemli, özetle iyi bir planlama yapılması gerekiyor. Eğitimde kalite çıtasını yükseltmeden uluslararası alanda ilgi görmemiz mümkün değil.

Türkiye, yurtdışından getirdiği öğrencileri de iyi seçmeli ve iyi eğitim vermeli. Sadece ticari anlamda para kazanmak için yurtdışından her türlü öğrenciyi alıp, iyi eğitim vermeden mezun etmek son derece tehlikeli. Keza mezun olacak bu öğrencilerin kendi ülkelerine gittiklerinde işsiz kalır, ya da buldukları işte başarısız olursa Türk eğitim sektörü için olumsuz bir imaj oluşur. Türkiye’nin eğitim sektöründe böyle bir imajı düzeltmesi yıllar sürebilir.


EĞİTİMDE BAŞARI UZUN SOLUKLU BİR SüREçTİR

Dünyanın en iyi 500 üniversitesi sıralamasına Türkiye’den sadece 1-2 üniversitenin girebilmesini nasıl yorumluyorsunuz?
Eğitimde başarı, uzun soluklu bir iştir ve hayal perestlikle elde edilemez. Dünyanın en iyi 500 üniversitesi sıralamasına baktığınızda 100-150 yıllık üniversiteler görürsünüz. O noktalara gelebilmek kolay değil. Türkiye’de maalesef bazı üniversiteler kurulduktan beş yıl sonra en iyi olacaklarına dair açıklamalar yapıyor, bunlar bilimsel açıdan doğru yaklaşımlar değil.

hedef_4_yilda_turkiyede_ilk_10_istanbulda_ilk_3_3.jpg


EUROPA NOSTRA öDüLLü üNİVERSİTE

Değişim ve gelişime önem vererek araştırmaya büyük yatırımlar yapan Kadir Has üniversitesi’nin eski Cibali Tütün Fabrikası’ndan Dönüştürme Projesi, Avrupa Birliği tarafından “Europa Nostra” ödülü aldı.
Avrupa Birliği 7. çerçeve Programı Marie Curie Burs ve Destek Programları kapsamında Amerika, Kanada, Japonya gibi gelişmiş ülkelerdeki doktora sonrası araştırmacıların kariyer gelişimlerini desteklemek ve Avrupa’ya dönüşlerini kolaylaştırmak amacı ile Avrupa’ya Geri Dönüş Hibeleri (International Reingtegration Grants-IRG) programı yürütülüyor.

Bu program dahilinde araştırma projeleri desteklenmeye hak kazanan araştırmacılar da araştırma dönemleri boyunca Marie Curie Fellow ve bağlı oldukları üniversitede ev sahibi kurum (host institution) olarak anılıyor. Kadir Has üniversitesi’nden üç akademisyen bu destekle çalışmalarına devam ediyor.

Yurda dönüş sırasında akademisyenlerin tercihi olarak bilinen üniversiteler arasında yer alan Kadir Has üniversitesi, 2010 yılından başlayarak Marie Curie Fellow ödülü’nü almış bilim insanlarına da ev sahipliği yapmaya başladı.


öĞRETİM üYESİ Prof. Dr. KARTARI, INASEA YüRüTME KURULU’NA SEçİLDİ

Kadir Has üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Asker Kartarı, 6. InASEA Kongresi’nde (International Association of Southeastern European Anthropology) kurumun yürütme kurulu üyeliğine seçildi. 30 Nisan 2011’de, Almanya’nın Regensburg üniversitesi’ndeki kongrede seçilen Kartarı, 2007-2009 yılları arasında InASEA’nın başkanlığını yürüttü. Yaklaşık 40 ülkeden 300’ün üzerinde üyesi olan akademik amaçlı InASEA Yürütme Kurulu iki yılda bir seçiliyor.

Röp: Cesur çAçA

cesur@kmedya.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası