İkinci dip endişesi geri döndü

Devam eden global krize yönelik ülkeler arasındaki koordinasyonun zayıf olması alınan önlemlerin etkilerini azaltıyor. Durum böyle olunca dünya ekonomisinde ikinci dip endişeleri giderek kuvvetleniyor.

ABD’de subprime mortgage krizi ile başlayan, Eylül 2008’de Lehman Brothers’ın batması ile globalleşen krizin üçüncü yıl dönümünün yaklaştığı şu günlerde ikinci dip endişeleri tüm piyasaları etkisi altına aldı.

özellikle Avrupa’da Yunanistan ile başlayan sonrasında İrlanda ve Portekiz ile devam eden borç krizi endişelerinin, Ağustos ayında İspanya ve İtalya’yı da etkisi altına alması ve dünyanın bir numaralı ekonomisi olan ABD’de ise Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasında borçlanma limiti nedeniyle yaşanan kriz sonrasında kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P)’un tarihinde ilk kez ABD’nin üç A (AAA) olan kredi notunu iki A artı (AA+)’ya indirmesi ve kredi notu görünümünün negatif izlemeye alındığını açıklaması, piyasalardaki ikinci dip endişelerinin artmasına neden oldu.

Yaşanan bu gelişmeler sonrasında Euro’ya yönelik endişeler artırınca, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) piyasaya girerek İtalya ve İspanya tahvillerini almaya başlaması piyasaları nispi olarak sakinleştirse de kalıcı çözüm için Avrupalı liderlerin ortak bir noktada buluşamaması önümüzdeki dönemde borç krizi sorunu yaşayan ülke tahvillerine yeni ataklar olabileceği endişesinin devam etmesine neden oluyor.

Avrupa Birliği’nin iki lider ülkesi Almanya ve Fransa’nın karşı çıktığı ortak Eurobond ihracı şu anda piyasaların gündemine oturmuş durumda. Borçlanmakta zorlanan Yunanistan ve Portekiz gibi ülkeler ortak Eurobond ihracını desteklerken Almanya Başbakanı Merkel ortak tahvil ihracının şu an için krize bir çözüm olmayacağı görüşünde.

S&P’nin kredi notunu indirmesinin ardından piyasalar gözünü ABD Merkez Bankası FED’in toplantısına çevirirken FED, toplantı sonrası yaptığı açıklamada ufukta enflasyon tehlikesi görmediğini, ekonomideki toparlanmanın öngörülenden çok daha yavaş gerçekleştiği ve sıfıra yakın seyreden politika faizini en az 2013’ün ilk yarısına kadar düşük seviyelerde tutacağını belirtti. Haziran 2011’de sonlanan ikinci parasal genişleme (QE2) sonrasında üçüncüsünün gelebileceğini düşünen piyasalar ilk aşamada bunun gerçekleşmemesinden olumsuz etkilendi.

2008 krizinden farklı olarak ülkelerin krize yönelik alınacak tedbirler konusunda ortak hareket etmekte zorlandıkları görülüyor. Bu bağlamda üç konunun öne çıktığını düşünüyoruz:
• Gelişmiş ülkelerin 2008 krizi döneminde parasal genişlemeye gitmesi, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin aşırı ısınmasına neden olması;
• 2008 döneminde yaşanan parasal genişlemenin yanında hükümetlerin ekonomiyi destekleyici paketler açıklaması ülkelerin mali disiplinlerinin bozulmasına neden olması;
• Parasal genişleme sonrası ortaya çıkan fazla likiditenin reel ekonomiye etkisinin sınırlı olmasının yanında özellikle emtia fiyatlarında spekülasyona yönelmesi nedeniyle yeni bir parasal genişlemenin doğru bir çözüm olmayacağı görüşünün ağırlık kazanması;

Devam eden global krize yönelik ülkeler arasındaki kordinasyonun zayıf olması, alınan önlemlerin etkilerini azaltıyor. Hal böyle olunca da ikinci dip endişeleri giderek kuvvetleniyor.

Yurt dışında bu gelişmeler yaşanırken yurt içinde de Merkez Bankası enflasyon hedefinin yanında finansal istikrar hedefine yönelik Kasım ayında açıkladığı yeni politika bileşenlerinde, Avrupa’da ve ABD’de de yaşanan olumsuz gelişmelerin bir global yavaşlamaya neden olacağı beklentisi ile değişikliğe gitti.

Merkez Bankası dış talepte yaşanabilecek bir yavaşlamanın etkisini azaltmak için iç talebin desteklenmesi amacı ile gösterge faizlerini indirirken dövizde yaşanan hareketliliği azaltmak için gecelik borçlanma faizini ise yükseltti. Aynı zamanda Merkez Bankası döviz cinsi munzam karşılıkları düşürürken döviz satım ihalelerine de başladı.

Yurt dışında ve yurt içinde bu gelişmeler olurken Ağustos ayında İMKB’de sert satışlar yaşandı. Ağustos ayına 62.800 seviyelerinden başlayan İMKB-100 Endeksi 48.600 seviyelerine kadar geriledi. Ay sonuna doğru 50.000 seviyelerinde dip yapma çabasına giren İMKB’nin özellikle yurt dışı kaynaklı olumsuz gelişmelerin eşliğinde aşağı yönlü dalgalı seyrini kısa vadeli tepkiler yaşansa da sürdürebileceğini düşünüyoruz.

Osman GöKTAN

Şeker Yatırım Genel Müdürü

goktan@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası