Son Haberler

Türkiye, dünya ekonomisindeki riskleri dikkatle izliyor

Avrupa’daki kriz sürüp çözüm arayışları devam ederken, iyi bir yolda ilerleyen Türkiye ekonomisi gelişmeleri yakından takip ediyor!

Geçen ayki yazımda küresel büyümeye ilişkin kaygılar ve gelişmiş ülkelerdeki yüksek kamu borçlarına karşın; “Türkiye’de ise kamu borcu düşük ve bütçe fazla vermekte. Makro açıdan güçlü ve sağlam ekonomik verilere sahip. ülkemiz son yıllarda yakaladığı yüksek büyüme hızı, yüksek ihracat rakamları ve sağlıklı işleyen finansal sektörü ile önemli bir pazar konumuna kavuşmuştur. Hiç kuşku yok ki bunda ülkemizin son yıllarda yakalamış olduğu siyasi istikrarın payı büyük.

Türkiye’de siyasi açıdan güçlü bir hükümet var ve karar alma mekanizmaları çok hızlı. Bankalarımız bölgesinde konumunu güçlendirmiş, sermaye birikimi, karlılığı ve rasyoları yüksek durumdadır. Bu durum piyasalara güven vermektedir. Cari açık problemine ilişkin olarak da içeride son aylarda Merkez Bankası ve BDDK’nın aldığı kararların olumlu etkileri gözlenmektedir. Ayrıca kurlarda yaşanan yükseliş ve küresel büyümeye ilişkin kaygıların petrol fiyatlarında düşüşe yol açması, önümüzdeki aylara ilişkin açık beklentisini düşürecektir.

Türkiye olarak küresel piyasalardaki olumsuz gelişmelerden kısa vadede ayrışmamız pek mümkün gözükmemekle birlikte orta ve uzun vadede pozitif yönde ayrışacaktır. ümit ederim makro açıdan bu pozitif veriler not artırımını da getirir” demiştim.

Türkiye için öngörülerim tuttu. S&P geçen ay Türkiye’nin yerel para cinsinden kredi notlarını iki kademe birden yükselterek BBB- ile yatırım yapılabilir seviyeye çıkardı. Dünyada belirsizliklerin ve kaygıların arttığı bir ortamda yabancı yatırımcılar açısından da, Türkiye’ye daha olumlu bakmaları açısından da pozitif bir mesajdır. Ayrıca Türk hazinesinin kredibilitesinin sağlam ve güvenilir olduğu mesajı verildi.

Bu kararla TL cinsinden kredi riski değerlendirilmiş oldu. Döviz cinsi kredi riski ise sabit bırakıldı. S&P, eğer cari açıkta azalma sürer ve finansal sektör istikrarını korursa Türkiye’nin döviz cinsinden kredi notunun da yükseltilerek yatırım yapılabilir seviyeye de artırılacağını söylüyor. Bu nedenle özellikle cari açığın önümüzdeki dönemdeki seyrinin belirleyici olacağı mesajı veriliyor. ülkemizin alacağı tedbirlerin yanında küresel konjonktür, enerji fiyatları ve emtiaların seyri de bunu etkileyecek. Cari açık sorununu aşmak için kısa vadede Merkez Bankası ve BDDK bir takım kararlar aldı. Uzun vadede ise katma değeri yüksek, ithalatı ikame edecek ürünlere geçişi sağlayacak tedbirler alınmaya çalışılıyor.

Bu konuda AR-GE yatırımları desteklenmeye başlandı. Doğrudan sermaye girişinde artış sağlanmaya yönelik tedbirler alınıyor. Dolayısıyla Türkiye’nin önümüzdeki dönemde alacağı yapısal tedbirlerle bunu aşacağını umuyorum.

Türkiye ekonomisi dünyada küresel bir ekonomik durgunluk döneminin yaşandığı bir ortamda olumlu bir tablo sergiliyor. Avrupa‘da sorunun kaynağı olarak görülen bütçe açıkları ve bankacılık sitemi Türkiye’de güçlü ve sağlam. Geçen ay açıklanan verilere göre Türkiye büyümeye devam ediyor ve işsizlik rakamları düşüyor.

Geçen ay içerde dikkat çekici gelişme ise özellikle dolar kurunda yaşanan yükselişti. Yabancı yatırımcıların küresel piyasalara ilişkin belirsizlik ve kaygıların artması nedeniyle nakte geçme isteği bunda etkili. Yatırımcıların riskli enstrümanlardan ve emtialardan çıkıp para kazanmaktan ziyade ellerindekini koruma güdüsü ile hareket ettikleri ve nakte döndükleri gözleniyor.

İçeride ise cari açık kaygılarının sürmesi ve turizm sezonunun da sona gelmesi dolar kurundaki yükselişte etkili oldu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki; sorunların merkez üssü olan Avrupa ile ciddi ihracat bağlarımız var, bu nedenle Euro bölgesindeki sorunlar derinleşirse olumsuz gelişmelerden kısa vadede bizim de etkilenme olasılığımız var.

Dünyada piyasaların ateşi çok yüksek; küresel piyasalarda büyümeye ilişkin kaygılar ve gelişmiş ülkelerdeki yüksek kamu borç yükü sorunları sürüyor. Talepte bir daralma ve durgunluk söz konusu, işsizlik artıyor. Bu durum global büyüme beklentilerini düşürdü. IMF de bu çerçevede önümüzdeki dönem için büyüme tahminlerini düşürdüğünü açıkladı.

Bu durumlar yatırımcıların risk iştahını zayıflatıyor. Krizin merkezinde yer alan sorunlu Euro bölgesi ülkelerinin tahvillerini ellerinde bulunduran bankaların, Avrupa bankacılık sistemiyle olan entegrasyonu nedeniyle muhtemel bir temerrüt de bu bankaların zarar yazma riskinin artması. Bu durum, bu bankaların ve bu bankaları destekleyen ülkelerin not indirimi tehdidi altında kalmasına yol açıyor. önümüzdeki dönemde hem ABD‘de, hem de Euro bölgesinde Merkez Bankaları, para basmaya devam edecek gibi gözüküyor.

Euro bölgesinde siyasi liderler orta ve uzun vadeli karar almakta zorlanıyorlar, daha ziyade kısa vadeli piyasaları yatıştırmaya yönelik tedbirler alınıyor. Bu tablo da piyasalarda kaygıların ve belirsizliklerin sürmesine yol açıyor. Kaygıların azalması için güçlü ülkelerin güçlü siyasi irade göstermeleri, koordineli ve işbirliği içinde hareket etmeleri gerekiyor.

Siyasiler kendi kamu oylarından tepki almaktan çekindiklerinden kısa vadeli tedbirler alıyorlar. Bu da piyasalarda güven eksikliğine neden oluyor. Piyasalarda kaybolan istikrarın ve güvenin tekrar kazandırılması, yatırımcıların önlerini görmeleri için, Avrupa’da bütçe açıklarını azaltıcı ve güveni artırıcı tedbirlerin hızlı bir şekilde alınması lazım.

çözüm arayışlarıyla birlikte başta Yunanistan’ın borç problemi olmak üzere Euro bölgesi borç sorunu ile ilgili belirsizlik, piyasalar açısından önemli risk oluşturmaya devam ederken; FED’in de Eylül ayı toplantısında ekonomideki aşağı yöndeki risklerin önemli seviyede olduğuna vurgu yapan açıklamaları, varolan endişelerin iyice artmasına neden oldu ve global borsalarda sert düşüşler gördük. Diğer taraftan derecelendirme kuruluşlarının ABD ve Euro bölgesinde birçok bankanın notunu düşürdüğünü gözlemliyoruz.

Bu bağlamda Yunanistan’ın, zaten oldukça yüksek olan, temerrüt riskinin daha da arttığı gözleniyor. Bu riskin de gerçekleşmesi durumunda, Yunanistan‘ın Avrupa‘daki bankacılık sistemiyle olan entegrasyonu nedeniyle bazı bankaların zarar yazma riski artıyor. Euro bölgesindeki ülkelerden birinin temerüte düşmesi piyasalarda kaygıları arttıracak ve güven kaybına yol açacak. Umarım tatil sezonunun ardından başlayan çözüm arayışları olumlu şekilde sonuçlanır.

Orta Doğu’da istikrarsızlık sürüyor; bölgede hem siyasi, hem de ekonomik alanda ciddi reformlar gerekiyor. Akdeniz’de ısınma belirtileri var.

İMKB’ye teknik olarak bakarsak küresel piyasalardaki belirsizlik ve kaygıların kısa vadeli risk iştahını zayıflatması nedeniyle, dünya borsalarında düşüşler geçen ay da sürdü. Türkiye borsası not artırımıyla beraber bir ara ayrışmaya çalıştıysa da global borsalara gelen sert satış dalgası bizi de etkiledi. İMKB endeksi yazımı yazdığım 23 Eylül gün sonu itibariyle 56.300 seviyesinden kapanmıştı. Teknik olarak 22 günlük hareketli ortalamanın üstünde (55.800 seviyesi), 60 günlük hareketli ortalamanın altında (58.200 seviyesi) seyrediyordu.

Kısa vadeli göstergelerde bir miktar bozulma görülse de orta vadeli göstergeler henüz sat sinyali vermedi ama zayıflama sinyali gözleniyor Dolayısıyla 55.800-54.500 band seviyesinin altında kapanışlar olmadıkça orta vadeli çıkış trendinin güçlü kaldığını ve yükseliş hareketinin desteklendiğini söyleyebiliriz. Aksi halde bu seviyenin altında kapanışlar oluşmaya başlarsa orta vadeli yükseliş hareketi güç kaybedip satış baskısı etkili olacak.

Küresel piyasalardaki olumsuz haber akışının sürmesi, kaygıların ve belirsizliklerin artması durumunda aylık işlemlerde ilk etapta 52.000-50.000 bandına doğru geri çekilme hareketleri yaşanabilir. Küresel piyasalara ilişkin olumlu haber akışının devam etmesi ve çözüme ilişkin adımların atılması durumunda aylık işlemlerde endekste ilk etapta 59.000-61.000-63.000 bandına doğru bir yükseliş hareketi yaşanabilir.

Piyasalar gelen olumlu ve olumsuz haberlere günlük bazda çok hızlı tepki vermekte. Bir anda çok karamsar veya bir anda çok iyimser olabilmektedir. Dolayısıyla sakin olmak en iyisi. Gelişmeleri yakından izlemekle birlikte, kısa vadeli hareketlerden mümkün olduğunca çekinmek gerekiyor. çözüme ilişkin atılacak adımları görüp, gelişmelere göre orta ve uzun vadeli hareket etmek daha sağlıklı olur.

Alper NERGİZ

nergiz@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası