Son Haberler

Türkiye ve dünya ekonomisinde 2015 beklentileri

Global piyasalarda büyüme rakamlarının ümit verici olmadığı bir yıl geride kalırken, IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar önümüzdeki yıllara ilişkin büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize ediyorlar. Euro bölgesinde büyüme düşük seyretti. ABD’nin ekonomik verileri ise geçen yıl ayrışarak beklentilerin üzerinde performans gösterdi. Asya’nın büyük ekonomilerinden Japonya ‘da devam eden deflasyon ile mücadelede para basarak enflasyon yaratma ve büyüme sağlama stratejisi halen istenilen sonuçları sağlamamış görünüyor. Buna karşın Japon Yeni tüm para birimlerine karşı önemli değer kaybına uğramış durumda. Global büyümeye en büyük katkıyı sağlayan çin’de ise büyüme hızının geçtiğimiz uzun yıllardaki ortalaması olan yüzde 10’dan, yüzde 7’ler seviyesine düşmesi doğal olarak emtia ve petrol talebinde daralmaya yol açıyor. Bunun doğal sonucu olarak gelişmekte olan piyasalar geçen yıl istenilen büyümeyi sergileyemediler.

Güçlü dolar, düşen emtia ve petrol fiyatlarının etkisi gelişmekte olan piyasalar için farklı farklı sonuçlar doğurmuş olsa da, Rusya‘nın Batı yaptırımları ve düşen petrol fiyatları nedeniyle zorlu bir sürece girmiş olması Rublenin, Dolar karşısında tarihi düşük seviyelere gerilemesi, Ortadoğu’nun gerek jeopolitik gerginlikler, gerekse petrol fiyatlarının son 5.5 yılın en düşük seviyelerini görmesi nedeniyle talebin azalması vb. gibi nedenlerle geçen yıl global ekonomide çok olumlu bir görüntü oluşmadı.

2015’TE PİYASALARIN TAKİP EDECEĞİ BAŞLIKLAR

Küresel piyasalar açısından bu yıl ABD verileri sonrası, ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz politikasına ilişkin adımları ne zaman, ne büyüklükte ve ne şekilde atacağı önemli. Jeopolitik riskler, emtia ve petrol fiyatlarının seyri yine ön planda olmakla birlikte, ekonomik aktivitenin zayıf seyrettiği Euro bölgesinde parasal genişlemenin büyüklüğü ve kapsamı konusunda gelebilecek açıklamalar ile bu yönde adım atılması durumunda bunun ne ölçüde canlanma ve büyüme sağlayabileceği yakından takip edilecek. Yine Japonya’nın ekonomik aktiviteyi canlandırmak için alacağı tedbirler ve çin’den gelecek büyüme verileri yakından takip edilecek. Rusya’ya uygulanan ekonomik yaptırımlar sonrası Emtia ve petrol fiyatlarında yaşanan hızlı düşüşün Rusya ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri para biriminde yaşanan kayıplar yine yakından takip edilecek önemli başlıklar arasında yerini alacak.

Ancak FED’in, faiz artırımında sabırlı olacağı açıklaması, faiz arttırsa bile buna ufak marjlarda başlayabileceği, gelişmiş ekonomilerin merkez bankalarının para politikalarında ayrışmaları, ABD Merkez Bankası’ndan sıkılaştırma, Euro bölgesi ve Japonya’ da ise genişlemeci politikaları sürdürme istekleri göz ardı edilmemeli. Ayrıca İsviçre gibi bankacılık açısından güçlü bir ülkenin negatif faiz uygulamasına geçtiği dikkate alınmalı.

TüRKİYE NEDEN POZİTİF AYRIŞTI?

Geride bıraktığımız yıl içinde hem global piyasalar da yaşanan olumsuzluklar, hem de yerel anlamda türbülanslara rağmen Türkiye’nin, makro ekonomik verileriyle pozitif bir ayrışma yaşadığı görülüyor. Başta petrol olmak üzere enerji maliyetlerinde yaşanan düşüşler finansman ihtiyacına olumlu yansıdı. Türkiye büyümesini sürdürdü. Hiç kuşku yok ki; bunda ülkemizin son yıllarda yakalamış olduğu siyasi istikrarın payı büyük. Türkiye’de siyasi açıdan güçlü bir hükümet var ve karar alma mekanizmaları çok hızlı. Bankalarımız bölgesinde konumunu güçlendirmiş, sermaye birikimi, karlılığı ve rasyoları yüksek durumda. Bu durum piyasalara güven veriyor.

önümüzdeki yıl ülkemiz açısından Rusya’daki gelişmelerin hem olumlu, hem de olumsuz yönde yansımaları olsa da pozitif etkilenme ihtimalimiz daha fazla. Ancak yüksek ihracat yapmakta olduğumuz Irak ve Suriye‘de IŞID nedeniyle o bölgeye yapılan ihracatta düşüşlerin yaşanma ihtimali, Euro bölgesindeki durgunluk nedeniyle Avrupa pazarlarına yönelik büyümenin sınırlı kalması, dış ticarette yaşadığımız ve büyüme hızımıza etkileri olabilecek hadiseler.

Diğer gelişmekte olan piyasa ülkelerinden farklı olarak devam eden siyasi istikrar, 2015 yılında yapılacak genel seçimlerde AK Parti’nin (anketlere göre) iktidarını devam ettirecek olması, kamu borç stokunun düşük olması ve düşen petrol fiyatlarının gerek cari açık, gerekse enflasyon ile mücadele açısından önümüzdeki 1-2 yıl için Türkiye’ye, diğer gelişmekte olan piyasalara göre göreceli avantaj sağlıyor. Kredi derecelendirme kuruluşlarının, ülkemize yönelik yaptığı eleştirilerin odak noktasında bulunan cari açığın bu yıl düşen petrol fiyatlarının etkisiyle çok daha az gündeme gelecek. FED faizleri arttıracak olsa bile, düşük petrol fiyatlarının olumlu etkisi nedeniyle, cari açıkta ve enflasyonda düşüş yaşanması olası görünüyor. Bütün bu durumlar önümüzdeki yılda pozitif ayrışmayı güçlendirecek gelişmeler olarak önümüze çıkıyor.

YABANCI SERMAYE SüRECEK, PEKİ NEDEN?

2015 yılında ülkemizin büyüme, enflasyon ve cari açık rakamlarında daha pozitif beklentiler hakim. İhracat ve bankacılık açısından Avrupa’nın durumu bizim için önemli. ülkeden ülkeye farklılık göstermekle birlikte Avrupa Merkez Bankası’nın genişlemeci politikası sonrası zayıf da olsa bir toparlanma bekleniyor. Türkiye’de jeopolitik risklerden kaynaklı büyüme rakamları bir miktar gerilese de, sürdürülebilir seviyede ve Avrupa’daki gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin üstünde. Kamunun mali açığı düşük, mali disiplin devam ediyor. Merkez Bankası’nın rezervleri güçlü. Geçen yıl kuraklık ve kur kaynaklı enflasyon rakamı bir miktar yükselse de, önümüzdeki yıl gerileme bekleniyor, cari açık rakamlarında azalış sürüyor, düşen petrol fiyatlarının da etkisiyle ivme azalış yönünde. Yapısal reformalar devam ediyor. Jeopolitik risklere ve global büyümedeki zayıf seyre rağmen ihracat artış kaydediyor. Türkiye enerjide geçiş üstü olma yolunda hızla ilerliyor. Güzide şirketlerimize uluslararası yatırımcıların ilgisinin devam ettiğini görüyoruz. Türkiye’nin yeni yılda da yabancı sermayeyi çekmeye devam edeceğini düşünüyorum.

HEDEFE ADIM ADIM

G-20’ye bu yıl liderlik edecek olan, bölgesinde ekonomik güç haline geldiği yabancı saygın kuruluşlarca teyit edilen ve dünyanın 17. büyük ekonomisi olan Türkiye, Cumhuriyetin 100. Yılı olan 2023’te, en büyük 10 ekonomi arasına girme hedefine daha çok yaklaşıyor. İstanbul’un, dünyanın finans merkezlerinden birisi olmasını hedefleyen, bu vizyonu benimseyen ve gerekli adımları atan ülkemizin mali gücü ve bütçe dengesi bu hedeflenen büyümeyi destekliyor. ülkenin orta ve büyük ölçekli şirketlerinin rekabet gücü, gelişmiş insan kaynakları ve sanayi alt yapısı büyüme hedefi için katalizör görevi oynuyor. Türkiye, yeni pazar arayışları komşu ülke ve coğrafyaların getireceği ürün talebiyle ihracat hedefini 500 milyar dolar olarak belirledi.

Genç ve dinamik bir nüfusa sahip ülkemizdeki makro verilerin güçlü seyri, yakalanan siyasi istikrar, azalan belirsizlikler ve artan öngörülebilirlik ile bu pazarlardaki büyümeden faydalanmak isteyen ve yatırım planlayan yabancı sermaye için Türk şirketleri güçlü ve şeffaf mali yapılarıyla iyi bir alternatif finansal yatırım imkanı sunuyorlar.

ülkemizin başarısında katkısı olan, işlerini en kaliteli biçimde gerçekleştirmek için üstün gayretlerini esirgemeden, özverili ve gönülden çalışan, ne istediğini bilen, düzenli ve disiplinli çalışarak ülkemizin gelecekteki beklentilerine ve hedeflerine rahatlıkla ulaşabileceği hususunda güven veren genç ve dinamik çalışanlarımıza, sanayicimize, iş adamlarımıza, siyasetçilerimize ve emeği geçen herkese geçmiş yıllarda gösterdikleri üstün gayretlerin ve başarılı çalışmaların hep beraber yeni yılda da devamını temenni ediyorum.

Piyasalar

Alper Nergiz

GCM Menkul Değerler Genel Müdürü

nergiz@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası