Son Haberler

EKONOMİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER

♦ AB ülkelerine yapılan ihracatı düşürüp Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerine ihracatını artıran ve küresel sorunlardan daha az etkilenme çabası içinde bulunan Türkiye bu yıl ne kadar büyüyebilecek?

♦ Ekonomistler sanayi üretimindeki gelişmelerin Türkiye ekonomisinin ılımlı büyüme performansı tasdik ettiğini söylüyorlar. Sanayi üretiminde büyüme neye bağlı?

♦ Mevsimselliğe bağlı işsizlik yükselecek mi?

Türkiye ekonomisinin önündeki engeller
Türkiye temel makro ekonomik veriler açısından sağlam yapısını korurken, yılın ikinci yarısına ekonomimize yönelik büyük risk Avrupa‘daki gelişmelerin daha da kötüleşmesi. Türkiye ise küresel ekonomik çalkantı döneminden en az hasarla geçme konusunda şu ana kadar başarılı…

Türkiye ekonomisi yılın ilk yarısında yavaş büyüme patikası içinde yol alırken, Avrupa‘daki gelişmeler gündemin ilk sırasındaki yerini koruyor. AB ülkelerine yapılan ihracatı düşürüp Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerine ihracatını artıran ve küresel sorunlardan daha az etkilenme çabası içinde bulunan Türkiye‘nin bu yılı yüzde 3 ile 4 arasında bir büyüme ile tamamlaması bekleniyor. Nisan ayı sanayi üretimi beklentilerin üzerinde artan, cari açığı ise yıllık bazda, 11 ay sonra ilk kez, 70 milyar doların altına gerileyen Türkiye ekonomisi açısından önümüzdeki dönemde en büyük risk Avrupa‘nın sorunlarını henüz çözememiş olması.

Avrupa‘nın problemlerini iyimser tahminlere göre 5 yıl kötümser tahminlere göre ise 10 yıllık zaman dilimi çözebileceğine inanılıyor. Kamu borç yükü, ve bankacılık sistemine ilişkin sorunlarla boğuşan Avrupa ülkeleri oldukça yüksek faizden borçlanabiliyor. Yunanistan‘da 10 yıllık tahvil faizi yüzde 29 düzeyinde bulunurken, 100 milyar Euro‘luk yardım, kredi hattı, konusunda anlaşmaya varılan İspanya‘da 10 yıllık tahvil faizi yüzde 7‘ye kadar çıkmış durumda. İtalya‘da ise bu oran yüzde 6.3 düzeyinde bulunuyor.

Avrupa‘nın sorunlu ülkeleri yüksek faizle borçlanırken, Amerikan 10 yıllık faiz oranlarının yüzde 1.4, Almanya‘nın ise yüzde 1.6 olduğu düşünüldüğünde aradaki borçlanma faizi arasındaki devasa fark çok daha iyi anlaşılıyor. Dünyanın en büyük ekonomisi olan Amerika‘da ise 69 bin kişi ile düşük gelen mayıs ayı istihdam rakamları düşünüldüğünde ülkede istihdam sorunun hâlâ çözülememiş olduğu görülüyor. Şimdi öncelikle Türkiye ekonominde geçen ay açıklanan veriler ışığında ekonomik gelişmeleri irdelemeye çalışalım.

Sanayi üretimi ılımlı yükseliş trendinde
Türkiye ekonomisine yönelik geçen ay açıklanan veriler genel anlamda olumlu olarak değerlendirildi. Ekonomik büyümenin öncü göstergelerinden sanayi üretimi nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1.8 artış gösterdi. Anketlerde artışın sınırlı olacağı tahminleri yapılıyordu(Ancak sanayi üretimi bir önceki ayla kıyaslandığında ise yüzde 4.4 geriledi). Sanayi üretiminin yüksek çıkmasında ara malı ithalatı etkili oldu. Ara mali ithalatı nisan ayında yüzde 2.9 arttı. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi endeksi ise bir önceki aya göre yüzde 1 artış gerçekleşti. Ekonomistler sanayi üretimindeki gelişmelerin Türkiye ekonomisinin ılımlı büyüme performansı tasdik ettiğini ifade ediyor. Beklentiler Avrupa‘daki gelişmelerin derinleşmemesi halinde yüzde 2.5 ile 4 arasında büyüme oranı ile 2012 yılını tamamlayacağı yolunda…

Enflasyonda sert gerileme geldi ama…
Mayıs ayında enflasyon tekrar tek haneli düzeye geriledi. Mayıs ayı tüketici fiyatları enflasyonu yüzde 0.21 gerilerken yıllık enflasyon yüzde 8.28 olarak gerçekleşti. üretici fiyatları enflasyonu ise yüzde 0.53 artarken yıllık bazda üretici fiyatları enflasyonu yüzde 8.06 oldu. Merkez Bankası‘nın yakından takip ettiği çekirdek enflasyon yerine açıklanan enerji hariç gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler ile tütün ürünleri ve altın hariç enflasyon yüzde 7.67 oldu.

Geçen ay açıklanan enflasyon verisi beklentilerin altında gerilerken, bu düşüşün temel sebepleri petrol fiyatlarına bağlı ulaştırma fiyatlarında yaşanan gerileme ile gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarında yüzde 2.4 gibi yüksek oranlı düşüşlerin önemli katkısı oldu. Enflasyonda beklentilerin altında gelen veriyi EFG İstanbul Baş ekonomisti Haluk Bürümcekçi şu şekilde yorumluyor: “Geçen yıl bu grupta(işlenmemiş gıda)yüzde 9.8 olan artış bu yıl yüzde 5.4 olarak gerçekleşti. çekirdek enflasyon da iyi geldi. Giyim fiyatları çok artmıştı, bu ay ise beklentilerin altında kaldı”

Arz talepten fazla artıyor
Ekonomik aktiviteleri açısından arzın talepten daha fazla arttığı ve aynı zamanda Merkez Bankasının enflasyon karşısında sıkı duruşunu sürdürmesine paralel olarak da enflasyon açısından önümüzdeki dönemde bir miktar artış olsa da yılsonu enflasyon beklentisi yüzde 8 düzeyinde bulunuyor. öte yandan son açıklanan enflasyon verilerini “enflasyonda umutlu olmak için henüz erken” şeklinde yorumlayan uzmanlarda var. Zaten genel görüş enflasyonun önce bir miktar yükseleceği daha sonra ise bir miktar gerileyerek bugünkü orana yakın bir düzeyden yılı tamamlayacağı yolunda. Uzmanlar beklentilerin altında gelmesine karşın zaten enflasyonda gerileme beklendiğini ve haziran ayında baz etkisi tersine dönecek olması ile birlikte önümüzdeki aylarda enflasyonun tekrar çift haneli rakamlara ulaşmasını bekliyor.

Yılsonu için yukarıda da belirttiğimiz gibi tekrar tek haneli enflasyon düzeyine ulaşılacağı düşünülüyor.. Piyasalarda enflasyon tahminleri yüzde 8 civarında seyrederken, iyimser tahminler yüzde 7‘nin az üzerinde bir düzeye işaret ediyor. Bilindiği gibi Merkez Bankası enflasyon hedefi yüzde 6.5 düzeyinde bulunuyor.

Cari açık 70 milyar doların altına geriledi
Türkiye ekonomisinin zayıf halkası olarak kabul edilen cari açık düşmeye devam ediyor. Ekonomik aktivitelerdeki yavaşlama, geçen yıla nazaran daha zayıf olan TL ithalata olan talebi azaltırken, görece zayıf TL uluslararası ticarette Türk mallarına karşı potansiyel talep anlamına geliyor. Petrol fiyatlarındaki gerilemede enerji ithalatçısı Türkiye‘nin cari açıkla mücadelesi açısından olumlu olarak değerlendiriliyor. Merkez Bankası verilerine göre, cari açık nisan ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35.4 gerileyerek, 4.96 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Altı aydır üst üste daralan 12 aylık kümülatif cari açık ise mart 2011’den beri ilk kez 70 milyar doların altına indi. Mart ayında 71.88 milyar dolar olan cari açık böylelikle nisan ayında 69.18 milyar dolara kadar gerilemiş oldu. ING tarafından konuya ilişkin hazırlanan araştırma notunda şöyle denildi: “Nisan sonuçları cari açıkta iyileşme eğiliminin hızlı şekilde sürdüğünü ortaya koydu. Bu trendin son dönemde aşağı yönlü bir seyir izleyen petrol fiyatlarının da desteği ile önümdeki aylarda da devam edeceğini ve 2012 yılı sonunda cari açığın GSYH’ye oranının yüzde 7.8 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz.”

İşsizlik yüzde 10‘un altına düştü
İşsizlik oranı 2011 yılının aralık ayından sonra ilk kez yüzde 10‘un altına gerileyerek yüzde 9.9‘a indi. Geçen yılın aynı döneminde işsizlik oranı yüzde 10.4 olmuştu. Türkiye genelinde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 201 bin kişi azalarak 2 milyon 615 bin kişiye düştü. Tarım dışı işsizlik oranı ise aynı dönemde yüzde 13.4‘ten yüzde 1.21‘e gerilerken, Türkiye genelinde işgücüne katılım oranı yüzde 49‘dan yüzde 48.6‘ya indi. Mart döneminde mevsimsel etkilerden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısında bir önceki döneme göre 66 bin kişilik,işsiz sayısında ise bin kişilik artış gerçekleşti.

Ekonomistler işsizlik genel seviyesindeki gerilemenin mevsimsel etkilerden kaynaklandığını, yılın bu döneminde(ölçümün yapıldığı aylarda)işsizlikte gerilemelerin yaşandığını buna karşın her halükârda işsizlik seviyesindeki gelişmelerin olumlu olduğunu ifade ediyor. Mevsimsel olarak önümüzdeki dönemde de işsizlikte gerilemelerin yaşanabileceği fakat mevsimsellikten arındırılmış işsizlik düzeyinin hafifçe yükselebileceği konuşuluyor.

Avrupa‘daki gelişmeler dikkatle takip edilmeli
Türkiye ekonomisi açısından önümüzdeki dönemde en büyük tehlike Avrupa‘daki sorunların derinleşmesine paralel olarak yaşanacak problemler. Türkiye, Avrupa kaynaklı sorunların derinleşmesi halinde ekonomik aktivitelerinde geçen yıla göre gerçekleşen yavaşlama hız kazanabilir. The Economist dergisine göre Euro Bölgesi bu yıl yüzde 0.3 daralacak.

İspanya‘da sorun Yunanistan‘ınkinden farklı
Avrupa ekonomileri açısından temel problem borç sorununun sürmesi ve bir çok ülkenin daralmaya devam etmesi. Daralan ekonomik aktiviteler sonuç itibarı ile borcun oransal olarak daha da artmasına neden oluyor. Avrupa‘dan 100 milyar Euro‘luk yardım alacak olmasına karşın İspanyol ekonomisine yönelik endişeler devam ederken ülkenin 10 yıllık tahvil faiz yüzde 7‘nin üzerine kadar yükseldi. Uzmanlar bir ekonominin yüzde 7 düzeyinde borçlanmasını sürdürülemez olarak değerlendiriyor.

Faiz oranındaki artışta Moody‘s‘in İspanya‘nın kredi notunu düşürmesi etkili oldu. İspanyol ekonomisi kriz öncesinde özellikle emlak sektörünün hızlı büyüdüğü ve bankacılık sektörünün de emlak sektörünü finanse ettiği bir yapıya sahipti. çok sayıda emlak sektörü şirketinin finansmanını sağlayan İspanyol bankaları emlak sektörü çökünce ciddi sorunlar yaşamaya ve finansman ihtiyacı ile karşı karşıya kaldı. çünkü ekonominin ve emlak sektörünün hızla büyüdüğü dönemde bol miktarda verilen krediler işler bozulduğunda geri alınamamaya başladı.

Dolayısıyla bankacılık sektörü zora girdi. Aslında İspanya‘nın kamu borç yükü, İtalya ve Yunanistan ile kıyaslandığında çok daha iyi konumda bulunuyor. İspanya‘nın kamu borcunun gayri safi yurtiçi hâsılasına oranı yüzde 79 düzeyinde bulunurken, bu oran İtalya‘da yüzde 120, Yunanistan‘da ise yüzde 165 düzeyinde seyrediyor. Bu verilerden de anlaşıldığı gibi İspanyol kamu sektörü çok büyük borçlu değil, İspanyol özel sektörü ve bankacılık sektörü zorda.

HABERİN DEVAMI TURCOMONEY‘DE!
TURCOMONEY TEMMUZ 2012 SAYISI, YAYSAT BAYİLERİNDE!
AYRICA D&R, REMZİ KİTABEVİ, KABALCI KİTABEVİ VE NT MAĞAZALARINDA…

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası