Son Haberler

YILIN 2. YARISINDA NELER BEKLENİYOR?

ekonomide_bizi_neler_bekliyor_2.jpg

♦ Küresel gelişmelere paralel olarak, Türkiye ekonomisi nasıl bir yolda ilerliyor? Türk ekonomisinde yön nereyi gösteriyor?

♦ İşsizlik oranı, cari açık, enflasyon ve döviz kurlarında beklentiler ne? Türkiye yılın ikinci yarısından sonra nasıl bir çıkış yakalayacak?

♦ Gerek Türkiye ekonomisi gerekse Avrupa ekonomisindeki gelişmelere paralel olarak yatırımcılar varlıklarını hangi finansal enstrümanlarda değerlendirmeli?

Türkiye ekonomisi yumuşak iniş patikasındaki yolunu sürdürüyor. Yılın ilk çeyreğinde yüzde 1 ile 2 arasında büyümesi beklenen Türkiye ekonomisinin yılın ikinci çeyreğinde yüzde 3 civarında büyüme oranına ulaşması bekleniyor. Avrupa’daki sorunların derinleşmemesi halinde yılın ikinci yarısında daha hızlı büyüyeceği tahminleri yapılan Türkiye’nin yılı yüzde 3- 4 bandında bir büyüme oranı ile yılı tamamlaması bekleniyor. Türkiye ekonomisine ilişkin yapılacak yorumlarda hiç kuşkusuz küresel ekonomik aktiviteler ve de Avrupa’daki ekonomik gelişmeler kritik öneme haiz bulunuyor. Avrupa’da mayıs ayında yapılan seçimler ve sonrasındaki ekonomik tartışmalar dikkatle takip edilirken, Euro Bölgesi açısından Fransa ve Yunanistan’daki seçimlerin ekonomik gelişmeler üzerindeki etkisinin hissedileceği düşünülüyor.

Yunanistan’da yapılan seçimler sonucunda oluşan çok parçalı siyasal yapı yeni bir hükümet kurmaya izin vermezken, ülke 17 Haziran’da yeni seçimlere hazırlanıyor. SİRİZA adlı radikal sol partinin seçimleri kazanması halinde Yunanistan’ın bu zamana kadar uygulanan daraltıcı politikalardan çıkıp büyüme yönlü politikalara hatta Euro’dan çıkma konusunda adım atmaya kadar çok çeşitli ihtimaller üzerinde duruluyor. öncelikle Türkiye ekonomisinde mayıs ayında açıklanan verileri mercek altına alarak iktisadi faaliyetlerin seyri hakkındaki değerlendirmeleri sizinle
paylaşalım.

Sanayi üretimi yüzde 2.4 artış gösterdi
Yıl genelinde yüzde 3-4 arasında büyümesi beklenen Türkiye ekonomisinin geçen yılla kıyaslandığında daha ılımlı bir büyüme seyri izlemesi sanayi üretimindeki gelişmelerden de anlaşılıyor. Ekonomik büyümeyi incelerken dikkatle takip edilen verilerin başında yer alan toplam sanayi üretimi mart ayında metal, makine ve elektronik sektörlerin desteğiyle bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2.4’lük artış gösterdi. Bu oran yavaş olarak tanımlanabilecek bir büyüme… Geçen yılın ilk çeyreğinde yüzde 14.6 artan sanayi üretimi, geçen yılın son çeyreğinde yüzde 7 yükseliş gösterirken, bu yılın ilk çeyreğindeki artış oranı ise yüzde 2.8 olarak kayıtlara geçti. Geçen yıl hızla artan sanayi üretimi verilerinin bu yıl yavaşlamasının temel nedeninin ekonomik aktivitelerde meydana gelen durağanlık olduğu belirtiliyor.

Ekonomistler mevcut durumu, “Bu veriler ekonomik aktivitelerde beklenen ivme kaybını teyit ediyor” şeklinde yorumluyor. Yapılan yorumlar sanayi üretiminin önümüzdeki aylarda biraz artabileceği fakat geçen yılki çift haneli düzeylere gelmesinin kısa vadede pek mümkün olmadığı yolunda… Dış talepteki sorunların sanayi üretimi verilerinin zayıf gelmesinde etkisi olduğu da vurgulanıyor. Yılın üçüncü çeyreğinden sonra ise sanayi üretiminde artış bekleniyor. Fakat büyümenin geçen yılla kıyaslandığında daha sınırlı kalacağı hatırlatması da yapılıyor. Sanayi verilerinin ışığında şu değerlendirme yapılabilir: Türkiye ekonomisinin 1923-2010 yılları arasında ortalama olarak yüzde 4.9 büyüdüğünü, uzun vadede Türkiye ekonomisinin en azından şu aşamada yüzde 8’ler düzeyinde büyüyemediğini görüyoruz. Son gelişmelerden bu ölçekteki büyümenin cari açık sorununu beraberinde getirdiğini ve hızlı büyüme sonrasında ekonominin yavaşlaması ve paralel olarak da cari açıkta gerileme yaşanması ile birlikte ekonomide sıkça karşılaştığımız tipik bir yumuşak iniş döneminin yaşandığı sonucunu çıkarabiliriz.

Yılsonu cari açık beklentisi 67 milyar dolar düzeyinde…
Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı olarak kabul edilen cari açık mart ayında beklentilere paralel olarak 6.1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Cari açık yılın ilk çeyreğinde ise ekonomik aktivitelerdeki yavaşlama ve dış ticaret açığındaki azalmasının da etkisiyle geçen yılın aynı döneme göre yüzde 25 azaldı ve yıllık bazda kümülatif olarak 71.8 milyar dolar ile son 9 ayın en düşük seviyesine gerilemiş oldu. Geçen yıl ekim ayında cari açığın 78.6 milyar dolara kadar yükselerek tepe noktasını gördüğü daha sonra ise kademeli olarak gerilediğini de hatırlatalım.

Ekonomistler, iktisadi faaliyetlerdeki yavaşlamaya paralel olarak cari açıktaki düzelmenin kademeli gerilemenin devam etmesini bekliyor. Yılsonu cari açık beklentisi 60 ile 67 milyar dolar arasında olurken, bu miktar açık gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 7.5’u ile 8’i arasında olacağı tahmin ediliyor. Yavaş seyreden ekonomiye bağlı olarak gerileyen cari açığın hızlı ekonomik büyüme dönemlerinde tekrar artacağı ve cari açık sorunun çözümü için alınması gereken yapısal önlemlerin karşımızda durduğu ekonomistler tarafından belirtiliyor.

Enflasyon tahmini yüzde 7-8 aralığında bulunuyor
Ekonomik büyüme, sanayi üretimi ve cari açık tarafında bu gelişmeler yaşanırken enflasyonda çift haneli seyir sürüyor. TüİK verilerine göre enflasyon nisan ayında tüketici fiyatlarında aylık bazda yüzde 1.52 artarken, yıllık enflasyon 11.14’e yükseldi. üretici fiyatlarında ise yüzde 0.08 artan fiyatlar yıllık bazda yüzde 7.65 olarak gerçekleşti. Rakamlar elektrik ve doğalgaza yapılan zamlar nisan ayında enflasyonu vurdu şeklide yorumlandı. Merkez Bankasının enflasyon tahmini bu yıl için yüzde 6.5 kalmaya devam ederken, ekonomistler bu tahmini iyimser olarak değerlendiriyor.

Genel kanı yıllık enflasyonun 2012 sonunda yüzde 7 ile 8 arasında bir yerlerde kalacağı yolunda. Ekonominin ılımlı büyümesi talep taraflı baskı ihtimalini azaltıyor. Maliyet tarafından bakıldığında ise petrol fiyatlarındaki gelişmeler enerji ithalatçısı Türkiye açısından kritik öneme sahip bulunuyor. 2011 yılsonu itibarı ile 240 milyar dolarlık toplam ithalatı olan Türkiye’nin 54 milyar dolarını enerji ithalatının oluşturduğunu hatırlatalım. Geçen yılın mayıs ve ekim aylarında hızlı artan enflasyon verilerinin de etkisiyle bu yılın aynı aylarında enflasyonda sert gerilemeler yaşanabileceği fakat yılın genelinde enflasyonun yüzde 10’lar düzeyinde bir seyir izleyeceği ve yılı yüzde 7 ile 8 arasında tamamlayacağı tahmini yapılıyor.

İşsizlikte sert gerileme beklenmemeli
Makro ekonominin temel hedefleri arasında yer alan iktisadi faaliyetlerin istihdam piyasasında ise gelişmeler şöyle özetlenebilir:
Türkiye genelinde işsizlik oranı 2012 yılı şubat döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1.1 puanlık azalışla yüzde 10.4 düzeyine geriledi. Mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranını ise yüzde 9.1 düzeyinde bulunuyor. Ekonomik büyümenin yılın ikinci çeyreğinde ilk çeyreğine nazaran daha hızlı olması beklenirken, yine de nisan ile haziran arasındaki büyümenin işsizlikte hızlı gerilemelere neden olabilecek düzeyde olmadığı önemle vurgulanıyor. Mevsimsellikten arındırılmış işsizlik seviyesinde dip yapmış olabileceği, bu oranda hızlı olmasa da hafif bir artış gözlemlenebileceği tahminleri yapılıyor.

Dünya ekonomisinin genel seyri
Şimdi de rotamızı küresel gelişmelere çevirelim. 2007 yılında finansal sistemde sorunlarla başlayan ve 15 Eylül 2008 tarihinde Amerikan Yatırım Bankası Lehman Brothers’ın batışı sonrasında derinleşen ekonomik kriz uzun zaman küresel ölçekte etkisini sert şekilde hissettirmiş ve ciddi problemlere yol açmıştı. Amerika, Avrupa ve çin’de kamu harcamaları artırılarak ekonomik aktiviteler harekete geçirilmeye çalışılırken, buhran tehlikesi birçok ülkede bertaraf edilmiş ve ekonomiler sorunlu ama ılımlı bir büyüme patikasına girmişlerdi. Fakat artan bütçe açığı ve kamu borcunun ciddi boyutlara yükselmesi ekonomik problemlerin özellikle Avrupa kıtasında daha uzun zaman kendisinden söz ettireceği benziyor…

HABERİN DEVAMI TURCOMONEY‘DE!
TURCOMONEY HAZİRAN 2012 SAYISI, YAYSAT BAYİLERİNDE!
AYRICA D&R, REMZİ KİTABEVİ, KABALCI KİTABEVİ VE NT MAĞAZALARINDA.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası